Üç haftadır içimiz sıkılıyordu.
Bir puan, kaçan fırsatlar, üretilemeyen oyun ve üstüne gelen eleştiriler derken Ankaragücü’nün Karacabey deplasmanına çıkarken üzerindeki yük hiç de az değildi.
İşte böyle bir ortamda gelen 4-1’lik galibiyet, sadece haneye yazılan üç puan olmadı.
Biraz moral oldu, biraz nefes oldu, en önemlisi de “Bu takımın içinde hâlâ bir şeyler var” dedirtti.
Ama Ankaragücü’nü seven insan bilir…
Biz bir galibiyete seviniriz ama bir galibiyetle de her şeyi unutmayız.
Karacabey maçında güzel şeyler vardı. Hem de fazlasıyla.
Dört gol attık, çok sayıda pozisyona girdik, deplasmandan farklı bir galibiyetle döndük.
Fakat maçın bazı bölümlerinde de hepimizin yüreğini ağzına getiren anlar yaşandı.
Karacabey’in 10 kişi kalması maçın en önemli kırılma noktalarından biriydi. Skor 0-0’ken gelen bu avantajı iyi kullandık ve 2-0’ı bulduk.
Normal şartlarda burada maçın kontrolünü tamamen elimize almamız gerekiyordu.
Ama olmadı
10 kişi kalan Karacabey, 2-0’dan sonra Ankaragücü’nü bir süre kendi yarı alanına itti. Biz de o baskıyı istediğimiz kadar çabuk kıramadık.
Sonra gol geldi.
2-1…
İşte o anda televizyonun karşısında oturan Ankaragüçlülerin ne düşündüğünü tahmin etmek hiç zor değil.
“Eyvah, yine mi?”
Çünkü futbol bazen skordan bağımsız olarak insana o duyguyu yaşatıyor.
Rakip eksik, iki farklı öndesin ama maç bir anda yeniden ortada.
Tam da o dakikalarda Görkem Cihan’ın yaptığı kurtarış çok değerliydi.
Görkem orada yalnızca topu çıkarmadı, takımın üzerindeki baskıyı da aldı.
O top gol olsa belki başka bir maç izleyecektik. Karacabey’in özgüveni artacak, bizim stresimiz yükselecekti.
Neyse ki olmadı.
Ankaragücü yeniden toparlandı ve son bölümde gelen gollerle maçın ipini eline aldı.
4-1…
İşte uzun zamandır görmek istediğimiz tablo buydu.
Gol atan bir Ankaragücü, pozisyona giren bir Ankaragücü, rakip kalede tehdit oluşturan bir Ankaragücü…
Üstelik kaçırdığımız pozisyonları da düşününce tabelada daha farklı bir skorun çıkması bile mümkündü.
Ama tam burada bir uyarı yapalım.
Bu kadar pozisyon bulduğumuz maçlarda işi daha erken bitirmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Çünkü Karacabey karşısında kaçan bazı fırsatların telafisi oldu.
Başka bir rakibe karşı aynı cömertliği gösterirsek, o maç bize bu kadar ikinci bir şans vermeyebilir.
Hele ki rakip 10 kişi kalmışken…
Maçın fişini daha erken çekmek lazım.
Mervan’ın performansını da ayrıca konuşmak gerekiyor.
Attığı golün yanında sahadaki enerjisi, rakibe yaptığı baskı ve hücumdaki hareketliliği Ankaragücü adına önemliydi.
Bazen bir futbolcunun iyi oynadığını anlamak için sadece kaç gol attığına bakmaya gerek yok.
Mervan’ın sahadaki isteği, bu takımın ihtiyacı olan mücadele duygusunu gösteren ayrıntılardan biriydi.
Ve belki de gecenin en güzel tarafı buydu.
Ankaragücü reaksiyon verdi.
Üç haftalık sıkıntının ardından sahaya çıkıp “Biz buradayız” diyebildi.
Şimdi kimse çıkıp “Her şey düzeldi” demesin.
Daha yolun başındayız.
Bir galibiyet, bütün sorunları ortadan kaldırmaz.
Ama bir galibiyet bazen bir takımın kendine olan inancını yeniden kazanması için çok şey ifade eder.
Bizim de ihtiyacımız olan biraz buydu.
Çünkü Ankaragücü’nü izlerken sadece skoru değil, mücadeleyi de görmek istiyoruz.
Forma için koşan…
Kaybedilen topun peşinden giden…
Rakibin üzerine korkmadan giden…
Pozisyon bulduğunda değerlendiren…
Ve en önemlisi, sahada Ankaragücü gibi duran bir takım görmek istiyoruz.
Karacabey deplasmanı bunun için güzel bir başlangıç oldu.
Şimdi mesele, o başlangıcı devam ettirebilmek.
Ne bu 4-1’i göklere çıkaralım ne de üç haftanın sıkıntısını hâlâ sırtımızda taşıyalım.
Bugün biraz gülmenin hakkı.
Çünkü Ankaragücü kazandı.
Hem de dört golle.
Ama yarın yine çalışacağız, yine eksikleri konuşacağız.
Çünkü bizim beklentimiz bir maçlık mutluluk değil.
Biz Ankaragücü’nün yeniden ayağa kalkmasını istiyoruz.
Karacabey’de ilk adım atıldı.
Şimdi sıra devamını getirmekte.
