Futbol kulüplerinde işler sadece sahada değil, kulislerde de yürüyor. Ne yazık ki bu kulislerde, yıllardır her yönetimin çevresinde dönen bir karakter tipi var: Buna kendi aramızda “Yalaka kişiler” olarak tanımlarız. Ancak yazımızda bu tipleri “dalkavuk” olarak isimlendirmek daha doğru olacaktır.
Bu yazı konusu özellikle ilgimiz olan futbol kulüplerinin yönetimlerini çerçeveleyen ve her donemin adamı olanların verdiği zararlar ve bu tiplerden korunma yöntemlerini incelemeye çalışacağım.
Geçmiş dönemlerde bu bahsettiğimiz dalkavuklardan çok rahatsızlık duyar, zaman zaman ciddi olarak karşı karşıya gelir ve eleştirilerimizi yöneltirdik.
Hatta bu kişiler yöneticilere bizleri kötüler ve tavır almalarına neden olurdu.
Samimiyetsiz övgülerle yöneticilerin gözüne girmeye çalışan bu kişiler, kulüp için ciddi bir tehdit oluşturur.
Dalkavukluk, yöneticiyi gerçeklerden uzaklaştırır. Eleştiri kabul etmeyen, sadece övgüyle beslenen bir yönetici profili, karar alma süreçlerinde sağlıklı düşünemez. Bu da önce takımın iç huzurunu, sonra da saha sonuçlarını bozar.
Gerçek Takdir ile Dalkavukluğu Ayırt Etmek Gerekir
Her güzel söz samimi değildir. Gerçek takdir yerindedir, abartıya kaçmaz. Dalkavukluk ise sürekli, yapay ve çıkar amaçlıdır. Yöneticiler, bu farkı göremediğinde etraflarında sadece pohpohlayan bir grup kalır. Oysa sağlıklı yönetim, eleştiriyi duyan ve buna açık olan anlayışla mümkündür.
Sessiz ve Üretken Olanlar Göz Ardı Edilmemelidir.
Bu durumda olan çok verimli ve değerli insanlar olduğu unutulmamalıdır.
Ve mutlak değer bulacakları imkânları görmeleri sağlanmalıdır.
Kulübe gerçekten katkı sağlayan insanlar genelde sessizdir. Gösteriş yapmaz, işini yapar. Dalkavuklar ise hep ön planda olmak ister, kendi adlarını öne çıkarmaya çalışır. İşin ilginç yanı, çoğu zaman bu gösterişli kişiler daha az üretir ama daha çok görünür. Yaptıkları katkı sıfıra yakınken, yaptığı gösteriş bunun çok ilerisindedir.
Yönetimin görevi; görünene değil, gerçekten çalışana değer vermektir. Aksi takdirde, sessiz çalışanlar uzaklaşır, kulüp nitelikli insanları kaybeder.
Dalkavukluk Kulübün İç Yapısını Bozar
Dalkavuklar sadece yöneticiyi yanıltmaz, aynı zamanda kulübün içyapısını da çürütür. Teknik ekip baskı altına girer, futbolcular adalet duygusunu kaybeder, çalışanlar arasında güvensizlik oluşur. Dalkavukluk bulaşıcıdır; ödüllendirildiğinde yayılır.
Yönetim doğru duruş sergilemezse, kulüp içinde liyakat değil ilişkiler konuşulur hale gelir. Bu da zamanla saha içi başarılara da yansır.
Öyle ki bunu Ankaragücü için 6 sezon 4 küme düşme ile tecrübe etmek zorunda kaldık. Buna sebeplerin başında birçok dalkavuk olduğunu hep iddia ettik. Yine gerek İstanbul takımları, gerekse diğer camialarda bu tarz davranışları sık sık gördük. Ve görmeye devam ediyoruz.Süper Lige yükselen Gençlerbirliğinin son dönem ki yönetimsel hareketlilikleri buna bir diğer örnek diyebiliriz.
Bu tiplerin her dönem bir şekilde kılıklarını, yaklaşımlarını, duruşlarını ve söylemlerini değiştirdiklerini görürüz.
Tamam, hepimiz aynı fikirdeyiz ve bu insan tipinden rahatsızız. Ancak bu tipleri nasıl anlar nasıl çevremizden uzaklaştırırız. Yani kısacası Ne Yapmalı?
Bunları aslında birkaç madde ile sıralayabiliriz.
Dalkavukluğu ödüllendiren değil, dışlayan bir yönetim anlayışı kurmak, gerçekten çalışan ve katkı sağlayan kişileri görünür kılınmak, yöneticilerin eleştiriden korkmaması, farklı görüşlere alan açması gibi sıralayabiliriz.
Tabi ki bunlar örnekler ile çoğaltılabilir.
Övgü değil, üretim ve dürüstlük esas alınmalı.
Bizim adam, benim bildiğim adam, bizden biri gibi şeyler ön planda tutulursa maalesef geçmiş dönem birçok spor kulübünde görünen menajer oyunları, başarısız projeler ve kaçınılmaz sona doğru sürükletilir.
Futbol kulüplerinde yöneticilik sadece finansal kararlar almak ya da transfer yapmak değildir. Aynı zamanda etrafında kimlerin olduğunu, kimlerin ne amaçla yaklaştığını iyi analiz etmektir. Dalkavuklara taviz veren bir yönetici, kendi kalesine gol atmış olur.
Tarih bu yolları yürümeyi seçen ve başarısızlığı ile tarihe geçen isimler ile doludur.
Unutmayalım: Başarıyı sürdürülebilir kılan şey, doğruları söyleyen insanlar ile yürümektir. Gerçek gelişim, gerçeği söyleyebilenlerin olduğu ortamda mümkündür.
