Ankaragücü’nde yeni yönetimin seçilmesinin ardından sahada alınan sonuçlar nihayet yüzleri güldürmeye başladı. Art arda gelen galibiyetler, uzun süredir umutsuzluğa kapılan camiada moralleri yeniden yükseltti.
Yeni yönetim, kongre öncesi ve sonrasında yaptığı açıklamalarla özellikle herkesin korkulu rüyası haline gelen “kalıcı yasak” sürecini çözeceklerine dair umutları artırmıştı. Ancak aradan geçen süreye rağmen bu konuda somut bir gelişme yaşanmadı. Yönetimin hem kaynaklarını hem de bu kaynakları nasıl kullanacağı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Kongre sonrası kulüp binasında çalışmalar başladığı söylense de, fiilen resmi faaliyetlerin geçtiğimiz ay sonunda başladığını biliyoruz. Yönetim kurulu listesi açıklandı, ama camia halen en çok merak ettiği konunun—transfer yasaklarının kaldırılması—netleşmesini bekliyor.
Doğal olarak bizler de taraftar gibi bu konuda bilgi almaya çalışıyoruz. Ancak yeni yönetimden, özellikle Başkan Muhammet Yaman ekibinden doğrudan bilgi edinmek geçmiş döneme kıyasla oldukça zorlaştı. Görüştüğümüz, bilgi alabildiğimiz bir isim henüz yok. Dolayısıyla bekleyip görmekten başka çare kalmıyor.
İlk Ziyaretin Yankısı
Bu bekleyiş sürerken, yönetimin ilk ziyaretini AK Parti Ankara İl Başkanlığı’na yapması camiada farklı tepkiler yarattı. Özellikle kulübün acil sorunları ortadayken bu ziyaretin zamanlaması anlaşılmakta güçlük çekildi.
Belli ki yönetim, kaynak yaratma arayışında bazı girişimlerde bulunuyor. Ancak sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımda bir siyasi parti il başkanı hakkında kullanılan ifadeler, doğru olmadı. Bu konularda daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum.
Laura Dosyası ve Gerçekler
Benim bu yazıda asıl değinmek istediğim nokta ise, saha sonuçları iyi giderken yeniden gündeme gelen “Gaetan Laura dosyası.”
Bilindiği üzere bu ligde yabancı oyuncu oynatma hakkı bulunmuyor. Bu nedenle birçok yabancı futbolcu, Ankaragücü ile sözleşmelerini feshedip kariyerlerini sürdürebilecekleri başka takımlara gitti.
Bazı futbolcular, alacakları nedeniyle tek taraflı fesih yoluna başvurdu ve konuyu FIFA’ya taşıdı. Bu dosyaların artması, “kalıcı yasak” sürecini hızlandıran en büyük etkenlerden biri oldu.
Laura meselesinde ise farklı iddialar dolaşıyor. Oyuncunun aslında anlaşmaya açık olduğu, ancak bir önceki yönetimin çok düşük bir teklif sunarak süreci tıkadığı iddia edildi. Ancak edindiğimiz bilgilere göre durum biraz farklı.
Gaetan Laura, takımın küme düşmesinin ardından Irak’ın Newroz takımıyla anlaşmaya varıyor. Bu sırada geçmişten kalan üç aylık alacağını gerekçe gösterip sözleşmesini tek taraflı feshediyor. Yeni kulübüyle anlaşma yapmak için bu feshi kullanıyor.
Daha sonra FIFA’ya taşınan dosya için, oyuncunun menajeri aracılığıyla mevcut alacaklarını makul bir oranda tutup,karşılıklı anlaşmak istediği bilgisinin doğru olmadığı söyleniyor. Yani iddia edildiği gibi “oyuncu anlaşmaya hazırdı, yönetim fırsatı kaçırdı” durumu tam olarak gerçeği yansıtmıyor.
Zira fesih yapıldığı sırada oyuncu yeni kulübüyle çoktan anlaşmış ve alacakları bahanesi ile tek taraflı fesihi gerçekleştirmişti. Yönetim yalnızca borcun yapılandırılmasıyla ilgili görüşme yaptı, bunun dışında herhangi bir temas gerçekleşmedi.
Dolayısıyla “eski yönetim Laura dosyasında hata yaptı, yasağa sebep oldu” demek pek doğru bir değerlendirme olmayabilir.
Ancak bu durum, büyük tablonun değiştiği anlamına da gelmiyor. Çünkü bir dosya kapanır, bir başkası açılır. Geçmiş dönemde yaratılan mali hasarın derinliği, çözüm sürecini oldukça zorlaştırıyor.
Beklentiler Artıyor
Bugün camiada sahadaki başarıyla moral yükselirken, yönetimden beklentiler de büyüyor. Taraftar, söz verildiği gibi borçların ödenmesini ve kulübün bir an evvel nefes almasını istiyor.
Son yapılan açıklamada “FIFA’ya yazı yazıldığı, ödeme yapılırsa yasağın gelip gelmeyeceği” konusunda bir resmi yanıt beklendiği söylendi. Ancak bu açıklama benim kafamı karıştırdı. Çünkü yasağın temel sebebi zaten ödemelerin yapılmaması. “Biz ödeyeceğiz, yasak gelir mi?” sorusu çok mantıklı gelmiyor.
FIFA’dan yazı gelse de gelmese de bu borçlar ödenmeli. Aksi takdirde sonuç belli.
Son Söz
Sahada yakalanan olumlu hava, masa başında bozulmamalı. Yönetim, taraftar ve camia içindeki herkes enerjisini bu kulübü içinde bulunduğu çukurdan çıkarmaya harcamalı.
Bu takımın adı Ankaragücü. Yıkılmadı, yine ayakta. Ama artık kalıcı bir çıkış için sadece sahadaki değil, masadaki mücadelede de kazanmak zorunda.
