Ergin Ataman, play-off serisinin dördüncü maçında Anadolu Efes ile karşı karşıya geldikleri mücadelede yaşanan gerginliğin ardından eski kulübüne herhangi bir kırgınlığı olmadığını ifade etti.
Basketbol Gelişim Merkezi’nde oynanan maçın son 16 saniyesinde kendisine yönelik tezahüratların başladığını hatırlatan Ataman, şunları söyledi:
“Önce birkaç taraftar başlattı ama ardından tüm salon bu tezahüratlara katıldı. Anadolu Efes, benim ailem gibi. Hem yetiştiğim hem de kariyerime büyük katkılar sağlayan bir kulüp. Orada tam 20 yılım geçti. Aramızda güçlü bir bağ ve büyük bir dostluk var. O gün birkaç seyircinin başlattığı ve diğerlerinin eşlik ettiği o durum beni çok demoralize etti. Bu nedenle karşılaşmayı yarıda bırakıp salondan ayrıldım. Ancak Anadolu Efes’e karşı en ufak bir kırgınlığım söz konusu olamaz. Geçmişte yaptıklarımızı kimse gölgeleyemez. Şu an Yunanistan’da Panathinaikos’un başındayım ve en büyük destekçilerimden biri hâlâ Tuncay Özilhan ve ailesidir.”
“Cedi Osman’a Yapılanlar İçin Derin Üzüntü Duyuyorum”
Ataman, Panathinaikos’un milli oyuncusu Cedi Osman’a yönelik Anadolu Efes deplasmanında yapılan tepkiler hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
Cedi Osman’ın Anadolu Efes taraftarına herhangi bir saygısızlık ya da terbiyesizlik yaptığını düşünmediğini vurgulayan tecrübeli çalıştırıcı, şöyle konuştu:
“Cedi Osman’a yapılanlar beni gerçekten çok üzdü. Kendisi A Milli Takımımızın kaptanı ve çok değerli bir oyuncu. EuroBasket 2025’te milli takımımıza madalya kazandırmak için büyük bir özveriyle mücadele edecek. Anadolu Efes taraftarına karşı saygısızlık ettiğine kesinlikle inanmıyorum. Elbette kendi takımının kazanması için sahada hırsla mücadele edecek. Ancak bazı taraftarlarımız, Türk antrenör ya da oyuncu rakip takımda olduğunda, sanki mücadeleyi bırakmalıymış gibi bir beklenti içine giriyor. Bu, kesinlikle doğru değil. Açıkçası bu yaklaşımı çok yanlış buldum ve utanç duydum. Bu konuyu Cedi ile de konuştuk, o da oldukça üzgündü. Sonuçta o da Anadolu Efes altyapısından yetişmiş bir oyuncu.”
“Atletik anlamda kulüpler düzeyinde çok başarılıyız. Ancak tribün kültürü ve spor bilinci konusunda biraz daha yol kat etmemiz gerekiyor. Örneğin OAKA’da taraftarlar, Obradovic ve Jasikevicius gibi rakip koçlara bile büyük saygı gösteriyor, onları dakikalarca alkışlıyor. Elbette onlar da takımlarını galibiyete taşımak için mücadele ediyor. Ümit ediyorum ki zamanla Türkiye’de de bu seviyede bir spor kültürüne ulaşabiliriz.”
