“Şampiyonluk!” parolası ile başlayan 1.lig macerası küme düşme ile sonuçlanan Ankaragücü’nde asıl yıkım, takımı düşürüp adeta kaçarak uzaklaşan iş bilmez yönetimin gidişi ile ortaya çıktı. Ankaragücü Gökçekler dönemi sonrasında ikinci kez büyük borca batırılmış, geleceği de karartılarak terk edilmişti. Yapılan kongrede ortaya çıkan Bağımsız Ankaragüçlüler taşın altına elini değil gövdesini koydu ve kimsenin girmeye cesaret edemediği bir yükün altına girdi. Hesapları inceledikçe üzüldüler, hesapları inceledikçe kahroldular, hesapları inceledikçe belki de biz nasıl bir işin içine girdik diye karamsarlığa kapıldılar. Yaptıkları güzel işlerin yanında transfer yasağının kaldırılamaması, büyük beklentilerle yapılan ziyaretlerden istenilen sonuçlarının alınamaması camiada oluşan “Yeniden Diriliş” havasını dağıtmaya başladı. Küllerinden doğmak kolay değildi ama bu ortamda bir de kombinelerin, delegeliklerin istenilen rakamlara gelmemesi, onlara indirilen darbelerin belki de en büyüğüydü. Sözleşme yenilemek istedikleri isimlerin çoğuyla anlaşsalar da, fırsatçılık yapan Yusuf Emre, Diego ve Efkan gibi isimlerle anlaşamadılar. Hayrullah ve Ali Kaan ayrıldı, yabancılar 1 kuruş kazandırmadan kaçtı gitti…
Kampta yapılan iki hazırlık maçında Iğdır FK karşısında alınan 4-0’lık mağlubiyet sonrasında, Adana Demirspor karşısında 2-1’lik galibiyetle moraller toparlanmıştı. Bu ortamda çıkılan ilk maç Gençlerbirliği ile yapılan TSYD Kupası maçıydı.
Ankaragücü maça Mahmut, İsmail ve Halil İbrahim dışında genç isimlerle başladı. Kalede geçen sezon son amedspor maçında kısa süre görev yapsa da bu çocukta iyi kumaş var dediğimiz Fatih vardı. Kötü bir maç çıkarmadı, kritik kurtarışları da vardı. Bu sezon belki Ertaç’ın arkasında kalacak olsa da gelecekte Ankaragücü’nün kalesini koruyacak iyi bir kaleci. Kalede bu sezon sorun yaşamaz Ankaragücü.
Defansta sağda İsmail, göbekte Mahmut ve Mert, solda ise Halil İbrahim ile başladılar maça. Belki stoperde Mert ilk kez görev yaptı ama çok sırıtmadı. Ancak orada neden Özgür oynamadı bilemiyorum. Bir sakatlığı yoksa idealde onun oynaması lazım. Mahmut iyiydi, toparladı geriyi. Halil İbrahim geçen senenin ilk yarısında Süper Lig’de oynadığı halde neden önce 1.lige, sonrasında ise 2.lige düştüğünü kanıtlar gibiydi. Geri dönüşlerde sorun yaşadı, top kayıpları yaptı. Maalesef iyi sinyaller vermedi. Kafa olarak eskiyi hatırlamazsa beklentileri yine karşılamaz. İsmail ise kelimenin tam anlamıyla hayal kırıklığıydı. Eskilerin bir tabiri vardır, top mezarlığı derler böyle oynayanlara. İsmail’e verilen her top hele hele ikinci yarı adeta öldü. Sürekli top kaybettiği halde sağ beke genç Zahid girince orta sahaya geçti, top kayıplarını daha da arttırdı. Bir an evvel kendine gelmeli. Yoksa ikinci yarı izlediğimiz Zahir hızı ve çalışkanlığı ile formayı alır, beğendim bu oyuncuyu.
Orta sahada solda Miraç, sağda Hasan, ortada ise Mesut, Muhammed ve Ahmet Emre ile başladı maça Mustafa Hoca. Hepsi çok mücadeleci, pres yapıyor ama top yapamıyorlar. Top kayıpları çok olunca, hemen presle almak için mücadele verdiler ama yoruldular. Hoca bu sezon hepsinden faydalanacaktır ama Miraç ve Hasan diğerlerinden bir adım önde. Her iki kanat oyuncusu da kadroda sıkça yer alacaklardır. Muhammed formayı bu oyunla ve pas tercihleri ile alamaz. İkinci yarı giren Enes ise oyuna hareket getirdi. Gol öncesi yaptığı pres ile topu da kendisi gibi ikinci yarı oyuna giren genç forvet Recep’e kazandırdı ve asist yaptı. Duran toplarda ilk yarı Miraç’ta, Hasan’da, ikinci yarı giren Enes’te verimli olamadı. Duran top kullanmayı bilen oyuncunun topun başına geçmesi lazım. Büyük zaafiyet oluşturur bu durum yeni sezonda, eğer Mustafa Hoca bir çözüm üretemezse.
Santrafor mevkiinde ilk yarı oynayan Atakan ve ikinci yarı onun yerine oyuna girip golü atan Recep’e değinelim. Atakan çok çalışıyor, pres yapıyor, pivot santrafora uyan oyunu oynuyor, fiziği de müsait ama son vuruşları maalesef kötü. Fiziği, tipi, oyun stili ile yıllar önce Ankaragücü’nde oynayan golsüz santrafor Hüseyin Kartal’ı andırıyor. Umarım son vuruşlarını geliştirir. Recep ise daha hareketli, teknik tabiri ile sahte dokuza benzer bir oyuncu, pivot santrafor değil. Ancak ikinci yarı hareketli oyunu ile Gençlerbirliği savunmasını zorladı ve fırsatçılıkla bir de gol attı. Atakan gol yollarında skor üretemezse Recep’e göre bir hücum dizilimi ve oyun ile oynayabilir Ankaragücü. Maalesef elde alternatifin olmadığı mevkii gol bölgesi. Burada sezon boyunca sıkıntı yaşanacağı kesin.
Genel hatlarıyla çok koşan, pres yapan, geçiş oyunu oynamaya çalışan bir Ankaragücü izledik. Karşısında as/yedek karışık bir kadro ile maça çıkan bir Gençlerbirliği vardı. Bu oyunla ne ümitlenmek ne de umutsuzluğa kapılmak lazım. Ligin başında oynanacak ilk 5-6 maçta alınacak 4-5 galibiyetle yukarıya tutunulacağı gibi, 3-4 mağlubiyetle tekrar korkulu rüyalar görülebilir. Benim tahminim Ankaragücü’nün bu kadronun yakalayacağı ivme ve taraftarın itici gücü ile play-off etrafında dolaşabileceği yönünde.
Son bir söz de Gençlerbirliği için söyleyelim. Henüz transfer için zamanları var ama Süper Lig farklı bir platform. Mevcut kadrosu ve oyunu ile direk düşer bugünden söyleyelim. Onyekuru iyi bir isim ama Marttan beri futbol oynamamış, sakatlığı soru işareti. İlk 11’lerine en az 5 tane nokta transfer yapmazlarsa işleri zor. Dost acı söyler, hatırlatmış olalım…

güzel analiz olmuş ankaragücü bu sezon süpriz yapabilir