Ankaragücü, 12 yıl önceki makus talihinde yaşadığı kaderi, 2025-26 sezonunda tekrar sürdürüyor. O dönem “Diriliş” parolasıyla başladığı yolu, “Yeniden Diriliş” olarak ismi evrilerek yaşamaya devam ediyor.
O dönem Cemal Aydın ile yaşadığı sürtüşme ve sıkıntılar nedeniyle bir nevi intikam alan Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in bıraktığı enkaz, bu sefer de Ankara Milletvekilliği yapmış olan iş insanı Faruk Koca tarafından bırakıldı. Bir iktisatçı olarak ekonomi bilgim beni yanıltmıyorsa Faruk Koca’nın bıraktığı miras, Melih Gökçek’ten kat ve kat daha fazla.
Melih Gökçek, o dönem kongreye dava açarak yönetimi düşüren Cemal Aydın’a kızdığı için büyük bir borçla yönetimi bırakmış ve Ankaragücü’nü senelerce hareket edemez hale getirip koca çınarın kısa sürede alt liglere düşmesine vesile olmuştu.
Ne kadar kabul etmesem de Melih Gökçek’in kendine göre haklı gerekçeleri vardı diyelim. Ancak Faruk Koca ve ardıllarının Ankaragücü’nü soktuğu kasvetli durum hakkında mantıklı bir yorum yapamıyorum.
Bunca gösterilen krediye ve hoşgörüye rağmen neden intikam alınıyor?
Son 6 senede 4 kere küme düşüren yönetimlerin baş sorumlusu olan Faruk Koca ve zihniyetine karşı, bu camianın yine de bayağı kredi gösterdiğini ve hoşgörülü davrandığını söyleyebilirim. Bu durum, Ankaragücü DNA’sına aykırı olmasına rağmen bir gün bu camia düzelecek düşüncesiyle hareket edilmiş ancak her zaman daha kötüye gitmiştir. Buna karşın Faruk Koca ve diğer yönetimlerin, bu camiadan özür dileyeceğine ve mahcup olacağına intikam alırcasına hareket edip takımın önünü tıkamak için mücadele ettiğini görüyorum.
Ankaragücü camiasının, bu başarısızlığa rağmen bu yönetimlere gösterdiği sabır karşısında bu kişilerin bu camianın önünü açacağına, neden tıkamak için mücadele verdiğini anlamak gerçekten güç. Bu neyin intikamı, bu neyin acısıdır. Yüzbinlerce kişiyi mutsuz etmenin keyfini mi yaşıyorlar? Bu soruların cevaplarını ben veremiyorum, bu kişilerin vicdanına bırakıyorum.
Ankara milletvekili yapmış ve Ankara sayesinde inşaat sektöründe ileri seviyeye gitmiş birisi olan Faruk Koca’nın 115 yıllık çınar olan Ankaragücü’nü daha fazla dibe çekmeyeceğini düşünmek istiyorum. Önümüzdeki günlerde neler olacağını göreceğiz diyerek bu konuyu kapatıyorum.
Yine kurtarıcı Mehmet Yiğiner ancak sıfatı değişti sadece…
12 yıl önce Başkan olarak görev alan Mehmet Yiğiner, bu sefer de ‘Onursal Başkan’ sıfatıyla kurtarıcı rolünde. İşi zor mu, gerçekten zor. İmkânsız mı? Değil. Ankaragücü, daha önce bu ligde 4 sene kalmıştı, “Yeniden Diriliş” döneminde de farklı bir sonuç beklenmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu sezonu, 2013-14 sezonundaki “Diriliş” parolasıyla çıkılan yola değil de ondan sonraki sezon olan ve daha çok genç oyuncularla mücadele verilen 2014-15 sezonuna benzetiyorum. O sezon da takımın başında yer alan hocalardan birisi Mustafa Kaplan’dı ve şimdi de takımın başında kendisi yer alıyor.
Dejavu değil….
Bunu, Fransızcadan dilimize giren ve ‘daha önceden görmek’ anlamı taşıyan dejavu olarak değil de geçmişin sıkıntılarını bilen insanlarla çalışmayı, başarıya ulaşmak için bir yol olarak yorumluyorum. Kabul edelim ki, böylesine yıkıcı bir enkazın ardından takımın sahaya çıkması bile bir başarı olarak değerlendirilmesi gereken bir yerde, Ankaragücü’nün, toparlanmak ve ilerisi için bir ışık yakmak için birkaç sene bu ligde kalmasını başarısızlık olarak görmüyorum.
Kimsenin elinde sihirli bir değnek olmadığı için sabırla ve büyük bir iltimas ile bu sezonu sağ salim bitirmek gerektiğini düşünüyorum. Sezon bitince gelecek sezonların tahlilini ve muhasebesini yapmak gerektiği kanaatindeyim.
Bu kapsamda; Ulu Önder Yüce Atatürk’ün de dediği gibi:
“İmalat-ı Harbiye Spor Gücü Daim ve Muzaffer Olsun!.
