Loading...
2026-30
19:00
logoPSG
-
logoArsenal
-
2026-30
MS
logoİskoçya
4
logoCuraçao
1
2026-30
02:30
logoEkvador
-
logoS. Arabistan
-
2026-30
04:00
logoGüney Kore
-
logoTrinidad ve Tobago
-
2026-30
05:00
logoMeksika
-
logoAvustralya
-
2026-30
16:30
logoZimbabve
-
logoHindistan
-
2026-30
21:30
logoJamaika
-
logoNijerya
-
Serkan Macit
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kura mı, Planlama mı? Futbolda Fikstürün Perde Arkası

Kura mı, Planlama mı? Futbolda Fikstürün Perde Arkası

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Her sezon aynı tartışma…

“Derbi neden bu haftaya geldi?”, “Avrupa dönüşü neden zor deplasman?”, “Rakipler neden daha avantajlı?” ve elbette değişmeyen o soru: “Bu fikstür gerçekten kura mı?”

Türkiye’de futbol kamuoyu fikstür gününü hâlâ cam fanusun içindeki topların çekildiği bir piyango anı gibi görüyor. Oysa modern futbolda fikstür artık bir “kura” değil, ciddi bir matematik, lojistik ve stratejik planlama işi. Daha doğru ifadeyle; fikstür çekilmiyor, tasarlanıyor.

Özellikle Avrupa’nın büyük liglerinde bu süreç, kulüplerin kaderini etkileyebilecek kadar önemli bir mühendislik operasyonuna dönüşmüş durumda.

Bugün İngiltere’de bir fikstür oluşturulurken yalnızca “kim kiminle oynayacak” sorusu sorulmuyor. Polis güvenliği, taraftar hareketliliği, yayın gelirleri, Avrupa kupası takvimi, hava koşulları, şehir yoğunluğu, stadyum paylaşımı ve hatta ulaşım altyapısı bile masaya yatırılıyor.

Mesela İngiltere’de aynı şehrin büyük takımları çoğu zaman aynı gün ev sahibi yapılmıyor. Sebep basit: Trafik, güvenlik ve kamu düzeni. Liverpool’da iki büyük maçın aynı anda oynanması ya da Londra’da aynı bölgede yoğun güvenlik gerektiren karşılaşmaların üst üste gelmesi ciddi operasyonel risk demek.

İtalya işi daha da ileri götürdü. Eskiden futbolun “klasik adaleti” olarak görülen sistem değişti. Artık ikinci yarı fikstürü, ilk yarının aynadaki yansıması olmak zorunda değil. Çünkü amaç matematiksel simetri değil, rekabet dengesi.

Bir takımın üst üste dev maçlar oynayıp kırılması ya da Avrupa dönüşünde sürekli zorlu deplasmanlara gönderilmesi, sportif kaliteyi doğrudan etkiliyor. Bu yüzden bilgisayar sistemleri binlerce senaryo üretip en optimum takvimi oluşturmaya çalışıyor.

Peki Türkiye?

İşin en çok tartışılan kısmı tam da burası.

Bizde hâlâ “kura çekimi” ifadesi kullanılıyor ama gerçekte yapılan şey bilgisayar destekli fikstür üretimi. Yani topların rastgele seçildiği bir sistem yok. Önce kurallar belirleniyor, ardından algoritma o sınırlar içinde uygun takvimi oluşturuyor.

İstanbul’da aynı gün üç büyük takımın iç saha oynamaması, Avrupa kupası dönüşlerinin gözetilmesi, güvenlik hassasiyetleri, stat müsaitlikleri ve yayın planları sisteme işleniyor.

Buraya kadar sorun yok.

Sorun, bundan sonrasında başlıyor.

Çünkü Türkiye’de tartışmalar çoğu zaman sistemin varlığıyla değil, sistemin ne kadar şeffaf olduğu ile ilgili. Hangi kriterlerin ne ölçüde uygulandığı, hangi kulübe ne kadar esneklik tanındığı ya da algoritmanın hangi önceliklerle çalıştığı konusunda kamuoyu yeterince bilgilendirilmiyor.

İşte bu belirsizlik, her sezon aynı şüpheyi büyütüyor:

“Gerçekten eşit mi?”

Oysa modern futbolun doğası artık romantik tesadüflerden uzak. Milyarlarca euroluk endüstride fikstür, şansa bırakılamayacak kadar büyük bir mesele. Bir takımın şampiyonluk yarışında kırılma yaşadığı haftalar, bazen transferlerden değil takvim yoğunluğundan kaynaklanabiliyor.

Düşünün…

Bir ekip üç haftada derbi, Avrupa maçı ve deplasman serisine girerken, rakibi görece daha dengeli bir program yakalayabiliyor. Teknik direktörler bunu açık söylemese bile içten içe bilir: Bazı sezonları fikstür şekillendirir.

Belki de artık Türkiye’de şu soruyu sormanın zamanı geldi:

“Fikstür çekildi mi?” değil…

“Fikstür hangi kriterlerle oluşturuldu?”

Kura mı, Planlama mı? Futbolda Fikstürün Perde Arkası
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Zanka Spor ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!