2026-2027 Trendyol Süper Lig’inin ilk üç haftasını geride bıraktık.
Bu gece yarısı transfer dönemi çılgınlığı da sona eriyor.
Nasıl bir çılgınlık bu?
Üç ay boyunca görsel ve yazılı basında, dijital ortamlarda ve en önemlisi zihnimizde sayısız ismin dolanması…
Neden alınamadığının sorgulanması…
Nerede hata yapıldığının konuşulması…
Suçluların aranıp istifaya davet edilmesi…
Vizyonsuzluk, iş bilmezlik, basiretsizlik ve türlü saçma ithamların yapılması…
Küçüklüğümde annemden ve babamdan, çarşıya veya pazara çıktığımızda ne işe yaradığını ya da benim işime yarayıp yaramadığını bilmediğim şeyleri almalarını isterdim.
Ülkemizde yaşanan transfer dönemi ve bu süreçte yaşadıklarımız da tıpkı benim küçüklüğümdeki isteklerime benziyor.
Bilmeden istiyoruz.
Takımının bu sene nasıl oynayacağını,
hangi dizilişle sahaya çıkacağını,
oyun felsefesinin nasıl olacağını bilen kaç taraftar var?
Sezon başında oyun felsefesini ve dizilişini taraftarına anlatmayı bir sorumluluk olarak gören kulüp var mı?
Transferi neden yapamadıkları üzerinden değil, oyun planı doğrultusunda doğru transferleri yapıp yapamadıkları üzerinden eleştirmenin daha doğru olduğunu düşünenlerdenim.
Bu zihin yapısına geçemediğimiz sürece,
BİLMEDEN İSTEYENLER
olmaya devam ederiz.
