Dönem dönem kulağımıza gelen bir tabir bu. Soru ise net:
Ülke futbolu gerçekten bir “yabancı futbolcu çöplüğü” mü?
Bu sorunun cevabı “evet” ise hikâye başka, “hayır” ise bambaşka bir yere gidecek. Şimdilik “evet” hipotezini kabul ederek devam etmek istiyorum.
Bir kısım otorite, eleştirilerinde bu sorunu çözmek için yabancı futbolcu sınırlamalarını ön plana çıkarıyor. Başka otoriteler ise futboldan anlamayan yöneticilerin, menajerlerle el ele vererek bu niteliksiz yabancı futbolcuları ülke futboluna kattığı düşüncesinde birleşiyor.
Ülke futbolunun patronu TFF’nin son yıllarda yaptığı düzenlemelere bir bakalım:
3+1, 5+3, 6+2, 8+3, 12+2, 10+4…
Yapılan tek şey yabancı kısıtlaması.
Bunca senedir, bu kadar kural değişikliğine rağmen Türk futbolunda hâlâ “yabancı futbolcu çöplüğü” sözünü dilimizden düşüremiyoruz.
Peki, yapılmayan ve denenmeyen ne?
Denetleme ve Yaptırım
Kendi milletinin futbolcusunun ödemelerini sürekli öteleyip, “Bu kulüpte kimsenin parası kalmaz” edebiyatı yapan; buna karşın UEFA ve FIFA nezdinde transfer yasağı almamak için yabancı futbolcuların parasını günü gününe ödemeye çalışan kulüplerimizi TFF neden denetlemez?
Neden, “Türk futbolcusunun maaşını zamanında ödemezsen yabancı futbolcu transfer edemezsin” yaptırımını uygulamaz?
Asıl acı olan şu:
Bu ülke, “yabancı futbolcu çöplüğü” hâline gelmeden çok önce, kendi öz evladını, yani Türk futbolcusunu öğüten bir ülke hâline gelmişti.
Belki de bugün konuşmamız gereken mesele, ülke futbolunun bir yabancı futbolcu çöplüğü olup olmadığı değil; kendi değerlerini neden bu kadar kolay harcadığıdır.
