79. Dakika
Mısır 2-0 önde.
Messi 21. dakika penaltı kaçırmış.
Televizyonunu kapatan da olmuştur. “Bu iş bitti.” diyen de…
Ama futbolun en büyük yanılgısı tam da budur. Bazı oyuncular sahadaysa hiçbir maç bitmez.
Lionel Messi, yıllardır bunu anlatıyor bize.
Arjantin, Dünya Kupası’nda sayısız büyük maç oynadı. Maradona’nın tek başına sırtladığı geceler de gördü, hüsranlar da yaşadı. Ama Messi’nin hikâyesi biraz farklı. O hiçbir zaman en çok bağıran olmadı. Yumruğunu masaya vuran, rakibini tehdit eden bir lider de değildi.
Sadece topu istedi.
En zor anda…
En ağır baskının altında…
En umutsuz dakikada…
Ve yine öyle yaptı.
Mısır karşısında penaltı kaçırdı. Pek çok büyük yıldız o andan sonra oyundan düşer. Kendini kaybeder. Risk almaz. Hata yapmaktan korkar.
Messi ise tam tersini yaptı.
Topu istemeye devam etti.
Çünkü gerçek büyükler, hata yapmayanlar değil; hatadan sonra oyunun ağırlığını omuzlayanlardır.
Arjantin geri döndü. Önce umut doğdu, sonra beraberlik geldi, en sonunda da çeyrek final bileti…
Gazeteler bunu “muhteşem geri dönüş” diye yazacak.
Haklılar da.
Ama bana göre bu maçın asıl hikâyesi başka.
39 yaşındaki bir futbolcu, kazandığı sekiz Altın Top’a, Dünya Kupası’na, Copa America’lara rağmen hâlâ sanki kendini kanıtlamak zorundaymış gibi mücadele ediyor.
İşte bu yüzden Messi, sadece büyük bir futbolcu değil.
Büyük bir sporcu.
Çünkü yetenek sizi zirveye çıkarır.
Karakter ise orada tutar.
Yıllar sonra çocuklar bu maçın skorunu belki hatırlamayacak.
Ama bir şeyi unutmayacaklar.
Skor 2-0’ken bile dünyanın neden hâlâ Messi’ye baktığını…
Çünkü bazı futbolcular maçı değiştirir.
Bazıları ise insanların futbola olan inancını…
