Hayat bazen bize şunu hatırlatıyor; en güzel başarılar, en çok alkışlananlar değil, en çok emek verilenlerdir.
Vezirköprü’de düzenlenen Türkiye Offroad Şampiyonası’nın dördüncü ayağını izlerken aklımdan geçen ilk düşünce buydu. Tozun içinde kaybolan araçlar, çamura saplanmamak için verilen mücadele ve finiş çizgisini görebilmek adına harcanan büyük emek…
Offroad dışarıdan bakınca sadece gaz ve hız gibi görünebilir. Oysa işin içine girdiğinizde bunun bambaşka bir dünya olduğunu anlıyorsunuz. Saatler süren hazırlıklar, bozulan araçlar, yapılan masraflar, kilometrelerce yol… Bunların hepsi birkaç dakikalık yarış için.
Elbette kazananlar vardı. SSV klasmanında Eren Alver ile Onur Sırımoğlu, otomobil klasmanında ise Şehmuz Oğuz ile Harun Ulusoy günün en mutlu isimleri oldu. Onları kutlamak gerekiyor. Ama bana göre asıl alkışı, start çizgisine gelebilen herkes hak ediyor.
Çünkü bu spor kolay değil. Hem maddi hem de manevi olarak büyük fedakârlık istiyor. Yarış bittiğinde kupayı sadece birkaç kişi kaldırıyor ama o kupanın arkasında onlarca kişinin emeği var. Mekanik ekibi, ailesi, destek veren arkadaşları… Hepsi o başarının bir parçası.
Bir de şu var; böyle organizasyonlar sadece yarış demek değil. O şehre hareket getiriyor, insanları bir araya topluyor, çocuklara farklı bir spor dalını tanıtıyor. Belki bugün yarış alanında araçlara hayranlıkla bakan küçük bir çocuk, yıllar sonra direksiyon başına geçecek.
Biz bazen sadece sonuçlara bakıyoruz. Kim birinci oldu, kim ikinci kaldı… Oysa sporun güzelliği sıralamada değil, verilen mücadelede saklı.
Vezirköprü’de yine güzel bir organizasyon geride kaldı. Yarış bitti, motor sesleri sustu, toz bulutu dağıldı. Ama geriye güzel anılar ve bir sonraki yarışın heyecanı kaldı.
Bence sporun en güzel tarafı da bu… Kazananlar değişir, kupalar el değiştirir ama emek hiçbir zaman değerini kaybetmez.
