Futbol bazen sadece kazanmak ya da kaybetmek değildir.Bazen bir kulübün yeniden ayağa kalkma hikâyesidir.
Bugün Ankaragücü tam da böyle bir hikâyenin içinde.
Transfer yasağı var.
Kadro çok genç ve her biri sahaya adım attığında büyük bir sorumluluk taşıyor.
Tribünler eskisi kadar kalabalık değil; stadın sessizliği bazen hüzünlü bir yankı gibi sahaya yansıyor.
Ama bütün bu sessizliğin ortasında, sarı-lacivertli takım adım adım play-off’a yürüyor.
Dün Kastamonuspor karşısında alınan galibiyet bunun en net göstergesiydi.
Maç boyunca sahada koşan, mücadele eden ve enerjisini son dakikaya kadar sahaya yansıtan bir kadro vardı.
Mervan, attığı şık gol ve sürekli oyunun içinde olmasıyla maçın yıldızıydı.
Ama futbolda bazen oyunu kazandıranlar golü atanlar değil, kalesini gole kapatanlardır.
Kaleci Görkem, kritik topları çıkarmasa belki de bugün Ankaragücü’nün play-off’a yürüyüş hikâyesini konuşamıyor olacaktık.
Kastamonuspor karşısında tek gol ile alınan galibiyet Ankaragücü ile play-off hattı arasındaki farkı 3 puana indirdi.
Doğal olarak gözler şimdi hafta sonuna çevrildi. Deplasmanda oynanacak Muğlaspor maçı büyük önem taşıyor.
Sezonun en istikrarlı ismi bu maçta İsmail Çokçalış cezalı olsa da, sahaya yerine çıkacak her isim elinden gelenin en iyisini ortaya koymaya hazır olacaktır
Koşan, mücadele eden ve inancını sahaya yansıtan bir takım var.
Bir kulübün yeniden ayağa kalkması yalnızca sahadaki mücadeleyle sınırlı değil elbet.
Ankaragücü Başkanı İlhami Alparslan, harcadığı ekstra mesai ile zor günlerde kulübü ayakta tuttu.
Gerek ekonomik zorluklar, gerek transfer yasağı… Tüm bunlara rağmen gösterdiği kararlılık ve inanç, Ankaragücü’nün yoluna devam etmesini sağlıyor.
Sahadaki mücadele, tribünlerin boşluğuna rağmen yönetim ve başkanın gösterdiği inancın sahadaki yansıması.
Futbol tarihinin en çarpıcı geri dönüşleri bize bunu gösterdi.
2012’de Rangers FC iflas ettiğinde birçok kişi kulübün bir daha ayağa kalkamayacağını düşündü.
Ama taraftar, yönetim ve takım vazgeçmedi.
Her sezon bir üst lige çıktılar ve yıllar sonra yeniden zirveye döndüler.
Kazandıkları sadece şampiyonluk değil, düşülen yerden yeniden doğabilme hikâyesiydi.
Bugün Ankara’da yaşanan duygu buna çok benziyor.
Tribünler hâlâ sessiz; ama sahada bir umut var.
Küçük galibiyetler, kritik kurtarışlar, bitmek bilmeyen koşular…
Hepsi bir araya gelerek bir kulübün yeniden ayağa kalktığı sessiz ama kararlı yürüyüşünü oluşturuyor.
Kastamonu galibiyeti bunun en net göstergesi oldu.
Şimdi gözler Muğla deplasmanında ve hep birlikte bekliyoruz.
Belki bu küçük adımlar, Ankaragücü’nün bir sezon boyunca yazacağı en güzel hikâyenin başlangıcıdır:
Bitti denilen yerden yeniden doğmak.
