Ziraat Türkiye Kupası grup maçında İstanbulspor karşısında izlediğimiz Galatasaray, skordan bağımsız olarak “farklı” bir 90 dakikaya imza attı. Lig maçlarının ezberinden uzak, kupanın kendine özgü ruhuna daha yakın bir oyun vardı sahada. Denemeler, cesaret ve detaylar ön plandaydı.
Karşılaşmanın henüz başında yaşanan talihsiz çarpışma, gecenin tonunu belirleyen ilk an oldu. Kaleci İsa ile Ahmed’in kafa kafaya gelmesi tribünlerde derin bir sessizlik yarattı. O dakikalarda futbol ikinci plana düştü, herkes iyi haber bekledi.
Okan Buruk’un sahaya sürdüğü kadro, bu maçın bir “grup maçı” olduğunun altını çizen tercihlerle doluydu. Alışılmış rollerin dışında görevler vardı. Kazımcan’ı stoperde, Gökdeniz’i sağ bekte izledik. Orta sahada Torreira ve Lemina oyunun dengesini sağlarken, ileride İcardi tecrübesiyle sahadaydı. Kağıt üzerinde soru işareti oluşturan bu düzen, sahada beklenenden daha derli toplu bir görüntü verdi.
İcardi’nin attığı gol ise maçın simge anıydı. Hagi’nin rekorunu geride bıraktığı bu gol, tribünlerde büyük bir coşkuyla karşılandı. “Aşkın Olayım” eşliğinde yapılan kutlama, bu takımın taraftarıyla kurduğu duygusal bağın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gösterdi.
Kupaların en güzel taraflarından biri de farklı isimlere alan açmasıdır. Singo’nun sahalara dönüşü alkış aldı. Genç oyuncular Ada, Furkan ve Yusuf’un oyuna dahil olması, Galatasaray adına bu maçın sadece puan hanesine değil, gelecek planlamasına da dokunduğunu gösterdi.
Maçın genelinde oyun kontrolü Galatasaray’daydı. Hücumda çeşitlilik vardı, tempo dengeliydi. İstanbulspor ise grup maçına yakışır şekilde, oyunu çirkinleştirmeden ve gücü doğrultusunda mücadele etmeyi tercih etti.
Asprilla, bu maçın dikkat çeken isimlerinden biriydi. Hızı, çabukluğu ve ikili mücadelelerdeki isteğiyle fark yarattı. Dar alanda yaptığı akıllı hamleler, güçlü bir tekniğe sahip olduğunu gösterdi. Pas oyununa biraz daha uyum sağladığında Galatasaray için çok daha etkili bir parça haline gelebilir. Sahaya koyduğu enerji ve coşku ise bu maçın artılarındandı.
Bu kupa gecesi, Galatasaray için sadece bir grup maçından ibaret değildi. Alışkanlıkların dışına çıkılan, gençlere alan açılan ve tribünle bağın güçlendiği bir 90 dakika izledik. Bazen kupada önemli olan sadece sonuç değil, sahada verilen mesajdır. İstanbulspor karşısındaki Galatasaray da bunu net biçimde verdi.
