99 yıldır değişmeyen bir gelenek var bu ülkede. Haziran’ın son pazarında, saat tam 17.15’te herkes nefesini tutar. Evet, futbol biter, siyaset susar, sosyal medya durulur… Çünkü o an, Gazi Koşusu başlar. Atlar koşar, millet izler. Ama o pistte sadece atlar koşmaz. Hayaller koşar, hatıralar koşar, gözyaşlarıyla beslenmiş bir Cumhuriyet tarihi koşar.
Bu yıl da öyle oldu. Veliefendi Hipodromu tıklım tıklım doluydu. Tribün değil, sanki stadyum. Çocuklar dürbünle at kovalar, büyükler sessizce dua eder, bazıları gözlüğünü indirip sadece kalbiyle izler. İşte tam da bu atmosferde, “Cutha” adındaki safkan, jokeyi Ahmet Çelik’le birlikte start aldı. 2400 metre sonra bir tarih daha yazılmıştı.
Ahmet Çelik… Bu adam bir jokeyden fazlası. Sekizinci kez Gazi’yi kazanmak ne demek biliyor musun? Aynı zirveye sekiz defa çıkmak… Sekiz defa o çiçekli yolda yürümek… Birkaç yıl önce onun için “bitti” diyenlere cevabı en güzel bu oldu: “Alnımıza yazılmış.”
Ama tabii ki Gazi bu. Coşku varsa tartışma da vardır. Finişteki o hafif temas, yarışın gölgesine düşen küçük bir leke gibiydi. Rakip tayın önü kapandı mı, kapatıldı mı? İtirazlar yapıldı, protestolar yükseldi. Komiserler baktı, tarttı, biçti: “Devam” dedi. Tribünlerse hâlâ ikiye bölünmüş durumda.
Fakat gerçek şu: 99. Gazi Koşusu, belki de son 20 yılın en yoğun ilgi gören yarışıydı. 56 bini aşkın izleyiciyle rekor kırıldı. Bu sadece bir yarış değil; bu milletin geçmişle geleceği arasında kurduğu bağın adıdır. Atatürk’ün vasiyeti, toprağa basan nal sesleriyle her yıl yeniden can bulur.
Bak, futbolun milyon dolarları, basketbolun gösterisi tamam da… Gazi Koşusu’nun yeri başka. Burada para ikinci planda. Kazanan tayın sahibine 30 milyon, toplamda 55 milyonu bulan ödül var belki ama… Asıl kazanç, o pistte adının yankılanması. Veliefendi seni bir gün alkışladı mı, o alkış ömür boyu susmaz.
Şimdi herkes 100. Gazi’yi konuşuyor. Ama unutma, yüz olur da, doksan dokuzuncusu başka olur. Çünkü 99, bir eşiğin önüdür. Tamamlandığında değil, yaklaşırken kıymetlidir. Bu yıl o kıymeti Cutha taşıdı, Ahmet Çelik yazdı. Geriye de bize izlemek, alkışlamak ve hatırlamak kaldı.
Veliefendi’de o gün güneş battı ama pist ışıl ışıldı. Çünkü Gazi Koşusu’nda ışık sadece projektörlerden gelmez. O pistin bir ruhu var. Ve o ruh, bu yıl bir kez daha dimdik ayaktaydı.
