Bugün sadece bir spor spikerini kaybetmedik. Bugün, bir dönemin sesini, bir ekran zarafetini, hepimizin içten içe sevdiği güzel bir insanı uğurladık. Sabri Ugan artık aramızda değil.
Kendisini şahsen tanıma fırsatım olmuştu ve bu nedenle kendimi çok şanslı hissediyorum.Belki öyle sık sık görüşmesek de her biri ders niteliğinde çok keyifli görüşmelerdi. O kısa anlarda bile ne kadar özel bir insan olduğunu hissettiren biriydi. Yumuşak ses tonu, içten yaklaşımı ve kibirsiz haliyle, yanında kendinizi rahat hissedersiniz. Kimseyi kırmaz, kendini öne çıkarmazdı. Sakin, naif, gerçek bir beyefendiydi.
Sabri Ugan’ın hikâyesi Sakarya’da başladı. Radyoculukla adım attığı yayıncılık yolculuğu onu Kanal 6’ya, oradan da Star TV’ye taşıdı. Şampiyonlar Ligi maçlarını anlatırken milyonlar onun sesiyle büyüdü. Ama onu sadece o sesle tanımlamak eksik kalır. O sesin ardında ciddi bir emek, sade bir hayat görüşü ve çok güçlü bir karakter vardı.
Uzun zamandır içimde bir projeydi: Zanka Spor’da onunla bir program yapmak… Yayıncılığa nasıl başladığını, o dönemin televizyonculuğunu, maç anlatırken neler hissettiğini, Galatasaray’ın UEFA Kupası finalini nasıl yaşadığını anlatacaktı bize. Konuştuk, fikirleştik ama bir türlü nasip olmadı. Her seferinde başka şeyler araya girdi. Şimdi ise o program, içimde bir ukde olarak kaldı.
Bugün sosyal medyada onun için yazılan binlerce mesaja baktım. Herkes aynı şeyi yazıyor: “İyi insandı.” Bu kadar ortak bir cümle, onun hayatı boyunca ne kadar doğru yaşadığını gösteriyor aslında. Çünkü herkesin dilinde aynı sözcük varsa, orada gerçek bir sahicilik vardır.
Sabri Ugan’ın sesi artık yok ama bıraktığı iz silinmez. Onun gibi bir zarafete, bir sadeliğe bu mesleğin çok ihtiyacı vardı. Mikrofonu bağırmak için değil, anlatmak için kullanan nadir insanlardandı. Ve şimdi, sessizce ayrıldı aramızdan… Tıpkı yaşarken olduğu gibi.
Huzur içinde yat Sabri abi.
Sesin, duruşun, o tertemiz yüreğin hep hatırlanacak.
