Bu artık bir futbol meselesi değil. Bu bir lig yarışı, puan hesabı, play-off hayali hiç değil. Bugün Ankaragücü’nün yaşadığı şey, düpedüz bir hayatta kalma mücadelesidir. Ve ne yazık ki bu mücadele sahada değil, kulübün kapalı kapıları ardında kaybediliyor.
Sahaya çıkan çocuklar görevini yapıyor. Eksik de olsalar, yorgun da olsalar, imkânsızlıklar içinde de kalsalar direniyorlar. Sorun onların ayağında değil, onların yüreğinde hiç değil. Asıl problem, bu kulübün artık sürükleniyor olması.
Aylar geçti, sorunlar hâlâ ortada duruyor. Maaşlar aksıyor, ödemeler yapılamıyor, ihtarlar masaya düşüyor. Herkes biliyor ama kimse yüksek sesle söylemiyor. Günü kurtaran hamlelerle zaman kazanıldığını sananlar, aslında Ankaragücü’nün ömründen çalıyor.
Ocak kapıda. Bu kapı açıldığında eğer hâlâ çözüm yoksa, bu takım dağılır. Başka bir ihtimal yok. Transfer yasağı olan, FIFA dosyalarıyla boğuşan bir kulüp için her ayrılık telafisi olmayan bir kayıptır. Bugün gidenin yarın yerine koyacak gücün yok.
Bir de üstüne adalet meselesi var. Haftalardır sahada yaşananlar artık tesadüf sınırını çoktan aştı. Verilen kararlar sadece skorları değil, emeği ve inancı da eziyor. Bu oyun, adil olduğu için seviliyordu. Bugün o adalet her düdükle biraz daha yok ediliyor.
Bu işin en ağır tarafı ise çocuklar. Ankaragücü’nü anlatacak kelime bulamıyorsun. “Mücadele edersen kazanırsın” diyemiyorsun. Çünkü sahada olanla anlatılan arasında dağlar kadar fark var.
Artık teknik ekip tartışmalarını da bir kenara bırakmak gerekiyor. Genç mi oynadı, sakat mı vardı, kadro dar mıydı… Bunlar kaçış cümleleri. Asıl mesele çok net: Bu kulüp yönetilemiyor. Ankaragücü bugün yönetilmiyor, zamana bırakılıyor. Ve zamana bırakılan her şey çürür.
Şimdi herkes için açık bir çağrı var. Eski yöneticiler, bu camiada sözü olanlar, bu arma sayesinde itibar kazanmış olanlar… Kenara çekilip izleme dönemi bitmiştir. Kimsenin “bana ne” deme hakkı yok. Çünkü bu kulüp düşerse, hepinizin hikâyesi yarım kalır.
Sayın Makine Kimya Kurumu ,Sayın Mansur Yavaş, Sayın Mehmet Yiğiner, Sayın Yusuf Tanık, Sayın Hakan Bilgin, Sayın Osman Gazi Kandaş ,Sayın Levent Onuk, Sayın Feridun Geçgel, Sayın Mert Tiritoğlu ve Ankaragüçlüğünden ve iyi niyetlerinden şüphe duymadığım Sayın Kamil Karip, Sayın Tamer Açar, Sayın Abdullah Karaata, Sayın Hüseyin Aytekin ve adını varsa atladığım tüm değerli isimler…..
Bugün susmak tarafsızlık değil, bu çöküşe ortak olmaktır. Bugün geri durmak sağduyu değil, kaçıştır.
Bu kulüp yardım istemiyor, sahiplenilmek istiyor. Bir masaya oturulmasını, irade gösterilmesini, bu yangına su taşınmasını istiyor.
Yarın değil. Gelecek hafta hiç değil.
Bugün.
Çünkü Ankaragücü kaybolursa, bir daha geri gelmez.
Ve herkes şunu bilsin:
Başka Ankaragücü yok.
Not: Ankaragücü Yönetimi 12.01.2025 Pazart günü saat 14.00’te Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kongre Merkezi – Mehtap Mahallesi, Mamak Caddesi, No 76/A Mamak / Ankara adresinde, çoğunluğunun sağlanmaması halinde ikinci toplantının 20.01.2026 Salı günü aynı saatte ve aynı yerde aşağıda yazılı gündem maddelerini görüşüp karara bağlamak üzere Olağanüstü Genel Kurul kararı aldı.
