İki yıl üst üste yaşanan düşüşlerin ardından Ankaragücü artık TFF 2. Lig’de. Taraftar için kolay kabul edilebilir bir tablo değil. Erzincanspor karşısında alınan 1-1’lik beraberlik ise, bu yolun ne kadar çetin geçeceğini şimdiden gösterdi.
Maçın ilk yarısında Ankaragücü’nün mücadele gücü yüksekti, oyunu domine etmeyi de başardı. Ancak ikinci yarıya gelindiğinde takımın alternatifsizliği tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Transfer yasağı ve giden oyuncular, kadroyu ciddi biçimde daralttı. Hocanın elinde hamle gücü neredeyse yoktu. Gençleri sahaya sürmek istese de, Hasan Nazarov ve Sıraç gibi isimler kurallar gereği oynayamayınca, özellikle hücum hattında çaresizlik dikkat çekti.
Bu tabloyu gören taraftar doğal olarak eleştiri yöneltiyor: “İlk yarı iyi ama ikinci yarı oyundan düşüyoruz.” Haklı bir serzeniş. Çünkü lig uzun bir maraton, tek devrelik oyunla başarı gelmez.
Önce objektif olmak gerek. Bu sene için en gerçekçi hedef, ligde kalmak ve kulübün mali yükünü azaltmak. Eğer şans yaver gider, takım istikrarlı bir grafik çizerse play-off hattını zorlamak da mümkün. Ama bu takıma bakış açısı “üst lige çıkmak zorundayız” olursa, büyük bir hayal kırıklığı yaşanabilir. Bu gerçekçi çerçevede sezonu 8-9. sırada bitirmek Ankaragücü için başarı sayılır. Eğer işler rast giderse daha üst sıralar, belki de play-off ihtimali doğar.
Bu noktada Ankaragücü’nün avantajı savunma gücü olabilir. Bu takım, sezon sonunda ligin en az gol yiyen ekiplerinden biri olursa şaşırmamak gerek. Ama gol atmadan kazanmak mümkün değil. Hocanın, elindeki dar kadrodan maksimum verim almak ve hücumda çözümler üretmek için çaba göstereceği aşikâr.
Şu unutulmamalı: Bu sadece ilk hafta. Evet, zorluklar büyük, kadro sıkıntısı ortada. Ama Ankaragücü gibi köklü bir camia, her zaman ayağa kalkacak güce sahip olmuştur. Belki kolay olmayacak, belki taraftarın sabrı zorlanacak, ama doğru adımlarla bu sezon yeniden bir toparlanma dönemi haline gelebilir.
Eleştiriler olacak, olmalı da. Ama moral bozmaya gerek yok. Çünkü bu takımın geçmişinde hep ayağa kalkmak var. Şimdi yine aynı direnci gösterme zamanı.
