Kupa maçları her zaman zor geçmiş ve anadolu kulüpleri zaman zaman büyük takımlara zor anlar yaşatmıştır. Konyaspor-Galatasaray maçı da “Konyaspor acaba bir sürpriz yapabilir mi?” beklentisi ile başladı.İlk 20 dakikada topun hakimi Galatasaray olsada dengede bir oyun vardı. Konyaspor oyunu kendi alanında kabul etti ve genellikle Yusuf Erdoğan’ın bulunduğu sol kanattan hızlı hücüm yaparak pozisyon üretmeyi denedi. Aslında birkaç pozisyon girişiminde bulundu..Fakat son paslarda üretken olmayınca pozisyonları bitiremediler.
Maçın 25’inci dakikasında Mertens’in mükemmel ortası ile Osimhen’in attığı gol sonrası Galatasaray rahatladı ve oyunun tamamen hakimi oldu. İlk yarının sonunda son haftaların formda oyuncusu Torreria’nın golü ise tabiri caizse ekmek kadayıfı üzerine kaymak oldu gerçekten.
Maçın ikinci yarısı ise gol düellosu ile başladı ve ilk 10 dakika içinde 3 gol birden oldu. Konyasporun yeşeren umutlarını Sallai son verdi ve maçın 55’ncı dakikasında fişi çekti. Bu dakikadan sonra Galatasaray çok daha fazla gol atabilirdi. Fakat, ikinci yarının hemen başında farkın 3’e çıkması ve Okan Buruk’un rotasyona gitmesi futbolcuların konsantrasyon eksikliği yaşamasına sebep oldu. Hem hücumda net pozisyonları harcadılar hemde maçın son bölümünde Konyaspor’a birkaç pozisyon verdiler.
Maç içinde bir parantez Galatasaray’ın yaşlı kurdu Driens Mertens’e açmak gerekiyor. Son haftalarda forma şansı bulamasada oynadığı maçlarda gerçekten fark yaratıyor. İlk yarıda Osimhen’e ve ikinci yarıda Sallai ve Yusuf Demir’e yaptığı asistler dışında oyun içinde attığı akıl dolu paslar ve oyun görüşü ile sahada olduğu her an tecrübesini hissettiriyor.
Sonuç olarak, Galatasaray zor geçmesi beklenen maçı rotasyon yapıp oyuncularını dinlendirerek farklı şekilde kazanmayı başardı ve adını finale yazdırdı. Galatasaray, ligde oynadığı son Bodrumspor ve bu akşamki Konyaspor maçında oynadığı oyun ve aldığı skorlarla psikolojik üstünlüğü tamamen eline aldı.
