Maça çıkan tribün, kelimenin tam anlamıyla bir şölen hazırlamıştı. O koreografinin altından sahaya inen bir takımın, rakibine ilk andan itibaren ağırlığını koyması beklenirdi. Oysa sahada bambaşka bir tablo vardı. Tribün, “buradayım” diye haykırırken, takım aynı tonda cevap vermekte zorlandı.
Galatasaray’ın teknik patronu Tedesco, “kontrolü kaybetmeyelim” diye oyuncularına telkinler yapmıştı. Fenerbahçe ise bu sakinlik mesajını rakip adına fazlasıyla uygulamış gibiydi. Sarı-kırmızılıların önde kurduğu baskı, Fenerbahçe’yi adım adım geriye, daha da tuhafı, kararsızlığa itti. Dakikalar ilerledikçe oyun iradesi tamamen sarı-kırmızı tarafa geçti. Bizimkiler ise oyunun nereye evrildiğini uzaktan izler gibiydi.
Derbi dediğin, karakter maçıdır. Böyle maçlarda yıldızların ağırlığını hissettiririz diye beklersin… Ama Fenerbahçe adına en çok güvenilen isimlerin silindiği bir gece oldu.
Semedo’nun kestiği ataklar dışında, bireysel anlamda öne çıkan pek bir hikâye yoktu.
Asensio baskıyı kıramadı, yüzünü oyuna dönemedi.
En-Nesyri topsuz oyunda kayboldu, Kerem ise savunma duvarına çarpıp durdu.
Sanki herkes birbirine bakıyor ama kimse “Ben çözerim” demiyordu.
Üstelik Sane gibi böyle maçların ruhuna uygun bir oyuncunun oyundan alınması, sahadaki akışın tamamen sarı-kırmızılı tarafa kaymasına yol açtı. Galatasaray, planını adliye mührü gibi oyuna vurdu: Risk almadan, hata kovalayarak…
Düşünün, Fenerbahçe’nin ilk isabetli şutu 89. dakikada geldi. Bu bile başlı başına bir fotoğraf.
Sonrası Kadıköy’e özgü bir senaryo: Uzatma dakikalarında yapılan iki değişiklik, oyunun kaderini çevirdi.
Levent’in çizgiye inip kaldırdığı top, Jhon Duran’ın doğru zamanda doğru yere yaptığı koşuyla birleşince tribün bir anda ayaklandı. Gecenin karamsarlığı, tek bir vuruşla dağıldı.
Skor tabelası “1-1” yazabilir ama alınan puanın duygusal karşılığı bunun çok ötesinde.
Ezeli rakibe fırsat tanımadın, yenilmezlik serisini sürdürdün, taraftarı son saniyede ayağa kaldırdın… Kadıköy’ün gecesi bir anda matemden bayram yerine döndü.
Ama bütün bunların yanında bir gerçek var:
Bu maç, Fenerbahçe’de hem teknik heyetin hem de “büyük oyuncu” olduğunu söyleyenlerin aynaya bakması gereken bir sınav oldu. Çünkü bu taraftar, o muhteşem atmosferi boşuna hazırlamadı. Çünkü derbiler, sahaya ağırlık koyma maçıdır.
Bu takım, o aynaya bakıp ders çıkarırsa bugün atılan o son dakika imzası, belki sezonun en kritik uyarı satırı olarak geri döner.
