Son 4 sezonda Beşiktaş’ta yönetimler değişti, hocalar değişti, oyuncular değişti. Değişmeyen şey ise kaotik yönetim anlayışı ve sahadaki istikrarsız sonuçlar oldu. Geçtiğimiz günlerde yapılan Divan Kurulu Toplantısı’nda, 122 yıllık şanlı Beşiktaş tarihine yakışmayacak görüntüler camianın ne denli bir çöküş içinde olduğunu bizlere acı bir şekilde gösterdi.
Beşiktaş’ın son 25 yılına baktığınızda, göreve başlayan her yönetimin bir önceki yönetimi acımasızca eleştirip sonraki yönetime büyük borç yükü bıraktığını görebilirsiniz. 2023 Aralık ayındaki genel kurulda başkan adayı olan Hasan Arat’ın geçmiş yönetimleri “Matruşka” benzetmesiyle eleştirmesi, siyaset partisi yöneticilerinde sıklıkla karşılaştığımız hamasi söylemlerin Beşiktaş başkanlık yarışına da sirayet ettiğini gösteriyordu. Gelin görün ki, bir sene sonra sırra kadem basan Beşiktaş Başkanı, camiayı bu sürede uzun yıllar unutulmayacak bir kaosa sürükledi. Göreve geldiği dönemde yapılan plansız ve hesapsız transferler, bir süre sonra kulübün personel maaşlarını ödeyemez duruma gelmesine yol açtı.
Göreve Serdal Adalı’nın gelmesiyle birlikte, teknik direktörlük koltuğuna Ole Gunnar Solskjaer getirildi. Şampiyonluk ve Avrupa Ligi’nde bir üst tur hedeflerinden uzak kalan takımın en azından ligi makul bir sırada tamamlaması ve Türkiye Kupası’nı kazanarak Avrupa kupalarına doğrudan katılması, yeni yönetimin kısa vadeli hedefiydi.
Zor ekonomik koşullarda kulübü devraldığını sıklıkla vurgulayan Serdal Adalı, yüksek maliyetli ve yaşlı oyuncular transfer etmeyeceklerini bunun yerine potansiyelli genç oyunculara yöneleceklerini açıkladı. Bu doğrultuda kulübün scout departmanının başına Eduard Graf getirildi. Aynı zamanda Erling Haaland’ı keşfeden isim olarak bilinen John Vik’in scout ekibine katılması camiada heyecan yarattı.
Yeni yapılanmanın ilk adımlarından biri, Avrupa’daki birçok kulübün radarında olan Ekvatorlu kanat oyuncusu Keny Arroyo’nun %50 bonservis hakkı karşılığında yaklaşık 6 milyon Euro’ya transfer edilmesiydi. Orta sahaya da Kolombiyalı Elan Ricardo, 2 milyon Euro bonservis bedeliyle takıma katıldı.
Diğer yandan, yüksek bonservis bedeli ve ağır oyun tarzı nedeniyle eleştirilen Almusrati devre arasında kiralık olarak Monaco’ya gönderildi. Yerine sezon başında Rizespor’a kiralanan Amir Hadziahmetovic geri çağrıldı. Amir şu ana kadar yalnızca 95 dakika forma giyebildi.
Ancak savunma hattındaki kriz çözülemedi. Aralık ayında aşil tendonu yırtılan ve en az 3 ay sahalardan uzak kalacağı açıklanan Gabriel Paulista’nın durumu belirsizliğini korurken, performansı ön çapraz bağ sakatlığı sonrası ciddi şekilde düşen Tayyip Talha Sanuç ile birlikte sağ stoper rotasyonu endişe yaratıyordu. Üstelik Tayyip Talha, sözleşmesinin bitimine henüz 2 yıl varken, önceki sportif direktör Samet Aybaba tarafından alelacele sözleşmesi yenilenmişti.
Tüm bu tabloya rağmen devre arasında, uygun maliyetli ve doğrudan katkı verebilecek bir stoper transfer edilmemesi, yeni yönetime yöneltilebilecek en önemli eleştirilerden biri olabilir. Nitekim Paulista’nın haftada iki maç temposunu kaldıramaması teknik heyeti rotasyona zorladı ve kupa maçında forma giyen Tayyip Talha, gördüğü kırmızı kartla Beşiktaş’ın Göztepe karşısında elenmesinde belirleyici rol oynadı. Ardından 4 gün sonra Kasımpaşa ile oynanan maçta oyuna sonradan girip yine kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı.
Önceki yönetimle başlayıp yeni yönetimle devam eden plansızlık zinciri, Başakşehir karşılaşmasında Beşiktaş’ın sağ stoper olarak 1.70 boyundaki Johan Svensson’u sahaya sürmesine neden oldu. Norveçli oyuncunun yüksek iş ahlakı, bu mevkide elinden geleni yapmasını sağlasa da, yerine sağ bekte görev yapan ne Oxlade-Chamberlain ne de Onur Bulut aynı karakteri ve performansı ortaya koyamadı.
Siyah-beyazlılar, Muçi-Mustafa-Rafa Silva-Rashica dörtlüsünden oluşan hücum hattıyla mücadeleye başladı. Mustafa ile rakip savunmaya yoğun baskı uygulanırken, takım geri hatta zor durumda kalmamak adına temkinli davrandı. İlk yarıda Gedson Fernandes sık sık stoperlerin arasına girerek top almaya ve hücumu organize etmeye çalıştı. Ancak orta sahadaki partneri Salih Uçan, fiziken oldukça zayıf bir görüntü sergiledi ve Crespo-Kemen-Berat’tan oluşan dirençli Başakşehir orta sahasına karşılık veremedi. Öte yandan Ole Gunnar Solskjaer’in, kerameti kendinden menkul Gedson-Salih-Rafa kurgusundan tam olarak ne beklediğini sormak lazım.
Ole Gunnar Solskjaer, ikinci yarıya Salih-Onur değişikliğiyle başladı. Onur’u sağ beke çekerken, Oxlade’i orta sahaya yerleştirdi. Rashica ise ters kanada alındı; bu hamleyle oyuncunun şutör özelliklerinden faydalanmak istendi. Ancak Rashica bu yöndeki tek denemesini yalnızca ikinci yarının hemen başında gerçekleştirebildi. Siyah-beyazlılar ikinci yarıya oldukça istekli başladı ve rakip yarı sahada daha fazla görünmeye başladıysa da pozisyon üretmekte yine zorlanıyordu. Rafa Silva’nın Galatasaray derbisinden sonra düşen formu, takımın hücum gücünü ciddi şekilde etkiliyordu.
Maçın o ana kadar en silik isimlerinden biri olan Yusuf Sarı, bulduğu ilk geniş alanda Masuaku ve Paulista’yı zor durumda bırakarak takımını öne geçirdi. Ardından ceza yayı yakınından kazanılan serbest vuruşu gole çevirdi. Bu iki golde de kaleci Mert Günok’un hataları dikkat çekti. Gerek Mert Günok gerekse Ersin Destanoğlu’nun performansları, Beşiktaş’ın önümüzdeki sezon büyük kulüp hedeflerine ulaşabilmesi için tartışmasız bir as kaleci transferini zorunlu kılıyor.
Ligin kalan maçlarında yönetimin Ole Gunnar Solskjaer’den beklentisini tam olarak bilmiyoruz ama bir Beşiktaş taraftarı olarak benim naçizane beklentim, takımda fiziken kariyerinin sonlarına gelmiş oyuncular yerine özkaynaktan Mustafa Azem Yortaç gibi yetenekli genç oyuncuları takıma kazandırarak önümüzdeki sezonlara hazırlanmalarıdır. Bu yaklaşım, kulübü transfer obezliğinden kurtaracağı gibi aynı zamanda ülke futbolunun gelişimine de katkı sağlayacaktır. Bu, futbol yöneticilerinin asli görevlerinden biri olmalıdır.
