EuroBasket 2025 A Grubu’nda A Milli Erkek Basketbol Takımımız, Sırbistan’ı 95-90 yenerek sadece bir maçı kazanmadı; Türk basketbolunda yeni bir dönemin kapısını araladı. Önceki dört galibiyetimizi unutmamak gerek: Her bir maçta sahaya çıkan oyuncularımızın katkısı, bu büyük zaferin temellerini oluşturdu. Shane Larkin ve Alperen Şengün elbette gecenin yıldızlarıydı, ama diğer oyuncularımızın savunmadaki mücadeleleri, hızlı hücumları ve kritik şutları olmasa bu sonuç mümkün olamazdı.
Basketbolun bilinen kuralı dün gece bir kez daha doğrulandı: “Bir takımın 1 ve 5 numarası iyiyse, yenemeyeceği takım yoktur.” Larkin’in aklı ve soğukkanlılığı, Alperen’in gücü ve sahadaki hakimiyeti, takımın ritmini belirledi ve Sırbistan gibi bir dev karşısında galibiyetin anahtarını sundu.
Maç, sadece oyuncularımızın performansına bağlı değildi; hakemlerin birkaç net hatası da neredeyse skora yansıyordu. Özellikle Guduric’in top taşıdığı ve hakemin görmediği pozisyonun devamında Alperen topu kapmasa, belki de sonuç tamamen farklı olabilirdi. İşte böyle kritik anlarda takım ruhu ve refleksler öne çıktı, farkı yaratan detaylar bunlardı.
Ergin Ataman’ın gözünden baktığımızda, bu galibiyet sadece skorla ilgili değildi. Ataman, oyuncularımızın disiplinli oyununu, sahadaki mücadele azmini ve birlikte oynama becerilerini öne çıkarıyor; turnuvanın favorisi Sırbistan karşısında gösterilen akıl dolu basketbolun, takımın kaderini değiştirdiğini vurguluyordu. Bu maçın, Türk basketbolu için bir dönüm noktası olduğunu da sözlerine yansıtıyordu.
Şimdi gözlerimiz son 16 turunda rakibimiz İsveç’te. Önceki dört galibiyetin verdiği özgüven ve Sırbistan zaferinin motivasyonu, oyuncularımızı çok güçlü kılıyor. Larkin ve Alperen önderliğinde, ama tüm takımın emeğiyle… Bu takımın önünde durabilecek rakip yok.
Dün gece sadece bir maç kazanılmadı; Türk basketbolunun tarihine gurur dolu bir sayfa daha eklendi. İzleyen herkesin göğsü kabardı, “İşte bizim çocuklar!” dedik.
