EuroBasket 2025’in startı Riga’da verildi. Türkiye, ev sahibi Letonya karşısına yalnızca bir maç kazanmak için çıkmadı; Avrupa’ya bir mesaj bırakmak için sahaya adım attı. O mesaj da tabelada net biçimde göründü: 93-73.
Bu skor, sıradan bir başlangıç galibiyeti değil. Milli takım, yalnızca hücum gücüyle değil, oyun disiplinini, sabrını ve kolektif kimliğini ön plana çıkararak kazandı. Cedi Osman’ın maçtan önce söylediği “akıllı oyun oynamalıyız” sözü, sahada birebir karşılık buldu. Topu koruyan, doğru şut seçen, yardımlaşmayı hiç bırakmayan bir beş vardı parkede.
NBA tecrübesiyle sahada bulunan Alperen Şengün, oyun zekâsı ve pota altındaki hakimiyetiyle fark yarattı. Hem ribaundlarda hem de pas istasyonunda kritik rol oynadı. Cedi Osman ise tecrübesini liderlikle birleştirdi; hem hücumda skor katkısı verdi hem de arkadaşlarını yönlendirdi. Bu iki oyuncu, parkede milli takımın “yük taşıyan” isimleri olduklarını bir kez daha gösterdi.
Şüphe yok ki Shane Larkin de fark yaratan bir unsur. Sahadaki varlığı, oyunun temposunu belirleyen asıl faktörlerden biriydi. Karar anlarında yaptığı yönlendirmeler, pas tercihleri ve dış şut tehditleriyle hücumu rahatlatan Larkin, kenardan gelen katkılarla birlikte Türkiye’nin elini güçlendirdi. Onun oyun kurucu zekâsı, takımın NBA kökenli yıldızlarının verimliliğini katlayan bir unsur oldu.
Bireysel performanslarda Kenan Sipahi’nin sakinliği ve oyunu yönlendirme kabiliyeti, Şehmus Hazer’in enerjisiyle birleşti. Kenan doğru kararlarıyla oyunun aklını diri tuttu, Şehmus ise savunmadaki agresifliği ve hızlı hücum katkısıyla takıma ekstra enerji kattı. Bu iki isim, yıldızların yükünü paylaşarak milli takımın çok yönlü yapısını öne çıkardı.
Elbette yol uzun. A Grubu kolay lokma değil; Sırbistan, Çekya, Estonya ve Portekiz gibi rakipler önümüzde duruyor. İlk dört bile garanti değilken, sonrasında gelecek çapraz eşleşmelerde hata payı neredeyse sıfıra inecek. İşte bu nedenle Letonya zaferi, yalnızca bir galibiyet olarak değil, takımın özgüven hanesine yazılmış en değerli notlardan biri olarak kayda geçti.
Bu karşılaşma bize şunu gösterdi: Türkiye planlı oynadığında ve yıldızlarını doğru şekilde kullandığında oyunun ritmini belirleyebiliyor. NBA’de pişmiş oyuncuların tecrübesi, Larkin’in oyun aklı ve yerli rotasyonun enerjisi birleştiğinde ortaya Avrupa’nın çekinmesi gereken bir takım çıkıyor. Riga’da atılan bu ilk adım, bir son değil; asıl yolculuğun başlangıcı. Bu takım sadece sahada değil, turnuvanın hikâyesinde de başrol oynayacak.
