Loading...
2026-20
20:00
logoGaziantep FK
-
logoKayserispor
-
2026-20
22:00
logoCrystal Palace
-
logoWest Ham
-
2026-20
21:45
logoLecce
-
logoFiorentina
-
Serkan Macit
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Türk Futbolunda Her Konuda Reform Şart

Türk Futbolunda Her Konuda Reform Şart

featured
63BA1B7E-64B8-45B1-8D0E-D28DF3C89F40
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türk futbolu, yıllardır hep aynı kısır döngüyü yaşıyor. Kime sorsan düşen kalite, artan borçlar, her hafta yaşanana hakem hataları ve bir sonuca varılmayan tartışmalar, başarısız Avrupa karnesi ve her sezon sonunda gelen “sil baştan” vaatlerden bıkmış durumda. Artık oyalama dönemi sona erdi, ermediyse de ermeli. Yoksa böyle ötelene ötelene iflası sessizce gerçekleşen Türk Futbolunun çöküşüne seyirci kalmaya devam ederiz.

Artık iş işten geçti mi? derseniz, az da olsa bir umut var. Ama bunun için yaraları makyajla kapatmak yerine gerçeklerle yüzleşmemiş gerekiyor.

Türkiye’de Kulüplerde Başkanlar, Yöneticiler sürekli değişir, değişmeyen tek şey mevcut sistemin kendisidir. Her Başkan adayı seçim dönemi bir umut diye camialara lanse edilir, halbuki değişen sadece atılan imzadaki isimdir. Kulüp yönetimleri hâlâ kısa vadeli popülizmin esiri olarak hayatlarını sürdürür. Gelecek vadeden değil, menajerlerin cebini dolduran isimler tercih edilir, borçlar katlanır ve bu borcu yapan bilir ki kimseye hesabını vermeyecektir. Üstüne buna birde siyasi figürlerin oyun alanı olmayı eklersek puzzle tamamlanır.

Bizde yıllardır süren aynı senaryo devam ederken gözümüzü Avrupa’daki örneklere çevirdiğimizde ise, Ajax, Benfica gibi takımların düşük bütçelerle yüksek sportif ve mali başarı elde ettiğini görürüz. Yaptığımız bu adamlar bunu nasıl yapıyor diye çıkardığımız mırıldanma ve seçime girecek her Başkan Adayının Ajax modelini getireceğim sözünden öteye gitmez. Aslında çok basittir başarının formülü “plan yapmak”. İşte onlar plan yaparken bizim yaptığımız ise Nasreddin Hoca misali ya tutarsa diye göle maya çalmaktan başkası değildir.

Hala 90’ların demode kafasında kaldık ve onunla yaşıyoruz. TFF’de bu kafayla hareket etmeye devam ediyor. Hakem kötü maç mı yönetti, akşam saatlerce süren ve sadece birçok ismin birbirine bağırmasından ileri gitmeyen yayınlar sonrası kamuoyu baskısı mı oluştu. Al açığa hakemi, günü kurtar ama sistemsel bir çözüm aklının ucuna gelmesin. Hakemlik sistemi şeffaf değil çünkü hesap verebilir değil. VAR, adalet aracı olmaktan çıkıp, polemik kaynağına dönüştü. TFF ise bu ortamda sadece kulüplerin taleplerine göre şekil alan bir yapıdan öteye geçemedi maalesef.

Olayın bir de Yayın ihalesi boyutu var. Bir ligin ekonomik değerinin en somut ölçümüdür aslında yayın ihalesi. Tüm dünyada milyonların izlediği Premier Ligin yayın hakları yıllık 2 milyar sterlini aşmış durumda. Bizde ise bugüne kadar ki en yüksek rakam, 2016’da alınan 500 milyon dolar. 9 senede gelinen nokta da ise bugün 182 milyon dolar. Kimse buna ama ekonomi vs demesin. Bu sadece ekonomiyle açıklanacak bir şey değil. Ligin marka değeri, izlenme oranı, rekabet kalitesi ve yönetim güveni de buna dahildir. Türkiye için nereden baksak elimizde kalıyor. Ondan sonrada 182 milyon dolarda ligimize az değil mi diye buna sebep olanlar utanmadan konuşup duruyor.

Ben çocuktum o dönem gazete,tv, spor konuşulan her platformda söylenen altyapıya yatırım şart söylemi sene 2025 olmuş aynen devam ediyor. Genç oyuncuya forma vermenin hâlâ risk kabul edildiği, akademilerde görev alan antrenörlerin büyük kısmının liyakatle değil de torpille göreve geldiği bir durumda nasıl alt yapıyı güçlendireceksin. Oysa yurt dışında alt yapı başarısı yakalamış kulüplerin tamamı sadece futbolcuya değil, futbol kültürüne de yatırım yapıyor. Biz daha futbol kültürünü adına bir adım bile atamamışız, şimdi çıkıp alt yapı şartı konuşuyoruz.

Artık Türk Futbolunda bir reform şart. Bunu ötelemek, görmezden gelmenin bir getirisi olmadığı anlamak için ne bekleniyor merak ediyorum. Benim aklıma gelen birkaç yapılması gereken var. Bunlara daha niceleri de eklenebilir. Öncelikli olarak TFF bağımsız bir kurul tarafından denetlenmeli, seçim sistemi demokratik hale gelmeli. Kulüp Başkanları mali sorumlulukla yargılanmalı, kasıtlı borçlanma suç kapsamına alınmalı. Altyapı teşvikleri artırılmalı, yabancı oyuncu sayısı A takıma çıkan yerli sayısına göre esnetilmeli.

Avrupa kupalarında çeyrek finale çıkmakla Türk futbolu ileri taşınmıyor. Önce bir futbol kültürü inşa etmek gerek ülkede. Yönetim anlayışından taraftar davranışına kadar her şeyin yeniden tasarlandığı bir değişim. Kolay mı? Hayır. Ama imkânsız da değil. Yeter ki, “yeniden başlayalım” diyenler, her defasında aynı oyunu oynamasın.

 

Türk Futbolunda Her Konuda Reform Şart
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Zanka Spor ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!