Ankaragücü, TFF 2. Lig’in 22. haftasında sahasında Beyoğlu Yeni Çarşı ile karşı karşıya geldi.
Geçtiğimiz hafta alınan ağır Elazığspor mağlubiyetinin ardından bu karşılaşma, hem saha içi hem de saha dışı açısından büyük önem taşıyordu.
Hafta boyunca takım ile teknik heyet arasında sorunlar yaşandığı, oyuncuların rahatsız olduğu yönünde çok sayıda haber yazıldı, çizildi. Bu nedenle bu hafta futbolcuların sahada göstereceği reaksiyon belirleyici olacaktı.
Açık konuşmak gerekirse, iyi futbol beklentisini çoktan bir kenara bırakmıştık. Bu noktadan sonra yapılması gereken tek şey; maç maç bakarak, alınacak puan ya da puanlarla play-off iddiasını son haftalara taşımaktı. Bu yüzden kazanılan her puanın değeri fazlasıyla artmış durumdaydı.
Maça duran toptan yenik duruma düşerek başlayan Ankaragücü, buna rağmen hemen reaksiyon gösterip beraberliği yakaladı. Oyuna tutunan sarı-lacivertliler ikinci golü bularak öne geçti. Beyoğlu’nun kazandığı penaltıyla skor yeniden eşitlense de, bu kez sık sık şikâyet ettiğimiz “futbol şansı” Ankaragücü’nden yana oldu ve galibiyet golü geldi.
Bu skor, bozulan morallerin yeniden toparlanmasını sağladı. Umuyorum ki Altınordu maçıyla bu galibiyet pekişir ve play-off iddiası sezon sonuna kadar taşınabilir.
Maç öncesinde Bağımsız Ankaragücü Delegeleri Platformu’nun bir yemekte bir araya geleceği duyuruldu. Ankaragüçlülerin uğrak noktası olan **“Ankaragüçlü Bora Kokoreç Evi”**nde gerçekleşen bu buluşmaya biz de katıldık. Uzun süredir göremediğimiz dostlarla sohbet etme imkânı bulduk.
Buluşmaya Onursal Başkan Mehmet Yiğiner de katıldı. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunurken, Gazi Ercüment Tekin ve arkadaşları hakkında övgü dolu sözler söyledi. Mevcut durum masaya yatırıldı, takıma destek konusunda birliktelik mesajı verildi ve ardından Eryaman Stadyumu’nun yolu tutuldu.
Gelen galibiyetin ardından teknik sorumlu Recep Karatepe ile sözleşmenin uzatılması, son derece doğru bir hamle ve net bir mesaj oldu. Özellikle son dönemdeki karmaşa ortamında takımı iyi motive eden, gerekli puanları toplayan Recep Hoca’nın, yönetimin desteğiyle daha rahat bir çalışma ortamı bulacağı açık.
Bu süreçte İlhami Alparslan yönetiminin duruşunun da olumlu olduğunu söylemek gerekiyor. Şu ana kadarki yönetim performansı genel anlamda pozitif ilerliyor. Bir önceki yönetimde sıkça gördüğümüz başıboşluk ve dağınıklık görüntüsü ortadan kaldırılmış durumda. Atılan adımlar desteklenmesi gereken, önemli hamleler olarak öne çıkıyor.
Özellikle Türkiye’nin iletişim devlerinden Türk Telekom ile ilgili sponsorluk anlaşması haberleri oldukça değerli. Umuyorum ki resmi lansmanla birlikte bu sponsorluk hayata geçer.
Bununla birlikte, Ocak ayı öncesinde alacakları nedeniyle yönetime ihtar çekip serbest kalma ihtimali bulunan futbolcularla yeniden sözleşmeler imzalanması da kritik bir gelişmeydi. Kalıcı transfer yasağı sonrasında kurulan takımın ve yapılan teknik adam değişikliğinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı.
Sezon başında görevde olan ve her fırsatta eleştirilen Gazi Ercüment Tekin ve yönetiminin; kurduğu kadro ve yaptığı teknik adam değişikliğiyle bugün gelinen tabloda ciddi katkıları olduğu artık daha net görülüyor.
O dönemde futbolcu ihtarları sonrası günah keçisi ilan edilen, ağır ithamlara maruz kalan Gazi Ercüment Tekin ve arkadaşlarının, futbolcu ödemeleriyle ilgili yaptığı açıklamaları yeniden hatırlatmakta fayda görüyorum. Çünkü bugün sahada mücadelelerine saygı duyulan oyuncuların, o gün kurulan kadronun bir parçası olduğu artık inkâr edilemez bir gerçek.
Eski yönetimin yaptığı açıklamada şu ifadeler yer alıyordu:
Enes Tepecik:
Geçen sezondan alacağı olan 4,5 milyon TL, yapılan pazarlıkla 2,5 milyon TL’ye indirildi.
Bu tutar iki taksit halinde ödendi.
Peşinat yoktu, maaş yükümlülüğü devam ediyordu.
İsmail Çokçalış:
Geçmişten gelen 3 milyon TL alacağı ve peşinatı ödendi.
“Kirası ödenmedi” iddiaları gerçeği yansıtmıyor.
Bizim dönemimizde 75.000 TL kira ve 75.000 TL depozito ödenmiş, oyuncunun kira borcu kalmamıştır.
Yusuf Emre:
700.000 TL geçmiş alacağı ödenmiştir.
Halil İbrahim:
4 milyon 100 bin TL geçmiş borcu kapatılmıştır.
Peşinat yoktur, aylık ödemesi vardır.
Diego:
2 milyon 700 bin TL geçmiş alacağı ödenmiş, maaş yükümlülüğü devam etmektedir.
Özgür Aktaş:
2 milyon TL ödeme yapılmıştır.
Mesut Kesik:
Geçmişten kalan 60.000 Euro’nun 35.000 Euro’su ödenmiş, 25.000 Euro kalmıştır.
Bu açıklamalarda özellikle altı çizilmesi gereken bir gerçek daha var:
Yönetimin görevi bıraktığı tarihte futbolcuların yalnızca 1 aylık hak edişi içerideydi.
Belirtilen tüm rakamlar resmi kulüp banka hesaplarından yapılmış ödemelerdir. Elden, belgesiz, muallak hiçbir işlem yoktur.
Tüm bu veriler ışığında görüyoruz ki, tek sorumlu ilan edilip hâlâ taşlanan isimler üzerinden yaratılmaya çalışılan algıların altı tamamen boş. Bu takım kolay kurulmadı. Enkaz devralınarak sağlam temeller atıldı. Üzerine eklenecek maddi olanaklarla birlikte başarının geleceği bir sistemin kurulmakta olduğu açıkça görülüyor.
Bu yük; masa başında oturup, çuvallarla geldiğini iddia edenlerin ya da mikrofon buldukça konuşanların değil; gerçekten taşın altına elini koyanların omuzlarında taşındı. Bu emeği itibarsızlaştırmaya çalışmak eleştiri değil, hazımsızlıktır.
Bizler kişilerden bağımsız olarak; belgelerle, rakamlarla ve vicdanımızla gördüğümüz doğruları yazmaya devam edeceğiz. Hakkı olana hakkını vermek, önümüzdeki dönemlerin en büyük motivasyonu olacaktır.
Çünkü sonunda hep aynı şey olur:
Gerçek kalır, gürültü dağılır.
