Formula 1’de bir yarış daha geride kaldı. Bu kez adres Bakü’ydü.
Açık söylemek gerekirse Azerbaycan Grand Prix’si yine şaşırtmadı. Duvarlar, uzun düzlükler, yeniden startlar, temaslar… Bakü’de her zaman bir şey oluyor. Bu hafta sonu da oldu.
Ama benim aklımda yarışın sonucundan çok başka şeyler kaldı.
Öncelikle şu ceza meselesi…
Colapinto’nun yeniden startta yaşadığı kazanın ardından aldığı ceza bana çok hafif geldi. Lando Norris’in yarıştan men edilmesi gerektiği yönündeki düşüncesi de zaten bu yüzden ortaya çıktı. Elbette karar komiserlerin. Fakat burada asıl tartışılması gereken, verilen cezanın bundan sonra pilotlara ne anlatacağı.
Bir pilot ciddi bir hata yapıyor, başka araçlar bundan etkileniyor ve karşılığında birkaç sıra grid cezası alıyorsa, bunun caydırıcılığı ne kadar olacak?
Benim kafamdaki soru bu.
Lindblad ile Lawson arasındaki temas da cabası. İlk tur veya yeniden start olduğu için bazı temaslara daha farklı bakılmasını anlayabiliyorum. Ama Formula 1’de kuralların ne kadar esnek olduğu konusunda zaman zaman ciddi soru işaretleri oluşuyor.
Bir de Alpine tarafı var.
Flavio Briatore’nin açıklamaları öyle sıradan bir yarış sonu öfkesi gibi durmadı. Colapinto’nun yaptığı hata takıma doğrudan puan kaybettirdi. Üstelik Alpine’in rakibiyle arasındaki farkın açılmasına neden oldu.
Şimdi asıl merak ettiğim, bu olayın Colapinto üzerinde nasıl bir etkisi olacağı.
Briatore’nin olduğu yerde işlerin sessiz sedasız geçmesini zaten beklemiyorum.
Mercedes’e gelirsek…
Bakü’de George Russell gerçekten çok iyiydi. Pole pozisyonu tesadüf değildi. Mercedes’in özellikle düşük sürüklenme isteyen pistlerde ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha gördük.
Daha önemlisi şu: Mercedes artık sadece bir pistte hızlı olan takım görüntüsünden biraz uzaklaşıyor.
Rakiplerin performansı değişiyor. Bir hafta Red Bull, başka bir hafta Ferrari veya McLaren öne çıkabiliyor. Mercedes ise sürekli olarak oyunun içinde.
Malezya’da gelecek güncelleme de bu yüzden önemli.
Ferrari’de ise işler biraz daha karmaşık.
Leclerc’in sıralamada ikinci olması güzel ama yarışa baktığınızda aynı şeyi söylemek kolay değil. Ferrari’nin motor tarafındaki açığı artık saklanabilecek gibi değil. Bakü gibi uzun düzlüklerin olduğu bir pistte bu fark doğrudan ortaya çıkıyor.
Fred Vasseur de zaten bunu açık açık söylüyor.
Ferrari’nin şasi tarafında toparlanma şansı var. Ama motor tarafında işler o kadar kolay değil. Bence Ferrari’nin bu sezonki en büyük problemi de burada yatıyor.
Audi’de de benzer bir tablo var.
Araçta gelişme var ama düzlükte hız yok.
Formula 1’de bazen gerçekten mesele bu kadar basit. Virajda rakibinizden hızlı oluyorsunuz, düzlükte sizi yakalıyor. Yaklaşıyorsunuz ama geçemiyorsunuz.
Nico Hülkenberg’in söylediği de tam olarak bu.
Bir de Isack Hadjar var.
Bence Bakü’nün güzel hikâyelerinden biriydi.
Uzun bir aradan sonra geldi, sıralamada dördüncü oldu ve yarışta da oldukça kontrollüydü. Burada sadece hızından bahsetmek istemiyorum. Asıl dikkatimi çeken, yarışın içinde ne zaman ne yapması gerektiğini bilmesiydi.
Verstappen’in arkasında kaldığı bölüm özellikle önemliydi.
Her pilot böyle bir durumda öne çıkmak ister. Hadjar ise takımın çıkarını düşündü.
Bu yaşta bunu yapabilmek önemli.
Çünkü Formula 1 sadece gaza basmak değil. Bazen beklemek de yarışın bir parçası.
Esteban Ocon’un durumu da ayrıca ilginç.
Geleceğiyle ilgili soru işaretleri var. Buna rağmen piste çıkıp mücadele ediyor. Bakü’de sekizincilik aldı ve Haas pilotları arasında en fazla puanı topladı.
Belki büyük bir sonuç değil ama Ocon açısından önemli.
Çünkü Formula 1’de koltuğunuz garanti değilse her yarış biraz daha fazla şey anlatmak zorundasınız.
Ocon da bunu yapmaya çalışıyor.
Bakü’den benim çıkardığım sonuç ise şu:
2026 Formula 1’i gerçekten farklı bir yere gidiyor.
Artık bir takımın bir yarışta çok hızlı olması yetmiyor. Araçta eksik varsa rakip hemen buluyor. Pilot hata yaparsa bedeli hemen çıkıyor. Takım içindeki en küçük temas bile puan hesabını değiştirebiliyor.
Ve bütün bunların arasında hâlâ çok küçük farklardan bahsediyoruz.
Bence sezonun kalan bölümünü de bu yüzden sadece şampiyonluk mücadelesi açısından izlememek gerekiyor.
Kim ne kadar hızlı?
Kim daha az hata yapacak?
Kim baskı altında daha doğru karar verecek?
Asıl mesele biraz da burada.
Bakü bize yine bolca malzeme bıraktı.
