Ankaragücü’nde Perşembe günü yapılan kongrenin ardından gözler doğal olarak Şanlıurfaspor maçına çevrilmişti. Yeni başkan Nuri Muhammed Yaman’ın maç öncesi açıkladığı kişi başı 100 bin TL’lik prim, ister istemez futbolcuların motivasyonunu artırmıştır. Ancak bu galibiyetin asıl payı, yalnızca bir tarafa değil; eski yönetime, teknik direktör Recep Karatepe’ye, yeni yönetime ve sahada yüreğini ortaya koyan futbolculara aittir.
Neden mi?
Çünkü Ercüment Tekin ve arkadaşları kulüpten çekip gitmediler; başları dik, gururlu bir şekilde, beş ayda yaptıkları katkılarla alkışlarla uğurlandılar. Koltuk sevdasıyla değil, görev aşkıyla hareket ettiler. Ercüment Tekin, Hikmet ve diğer yöneticiler, çoğu zaman hedef oldular, yıprandılar ama sonunda alkışlarla veda ettiler. Bu herkese nasip olacak bir şey değil. Hepsine emekleri için teşekkür etmek gerekir, haklarını helal etsinler.
Yeni başkan Nuri Muhammed Yaman ve ekibi, ateşten gömleği biraz soğumuş şekilde devraldılar. Bu açıdan Ercüment Tekin’e göre daha şanslılar. Çünkü her şey artık daha şeffaf, daha net. “Biz bilmiyorduk” deme lüksleri yok. Ne ile karşılaşacaklarını bilerek geldiler ve planlarını da açıkça ortaya koyuyorlar.
Ama tekrar edeyim: Urfa maçı bu yönetime yazmaz.
Eğer Ercüment Tekin ve arkadaşları o kongreye girmeseler, seçime katılmasalar, bugün bu kulübü ne yeni başkan ne de adı geçen diğer isimler alabilirdi. Faruk Koca döneminin ardından o enkazla başa çıkmak kolay değildi. Belki de borç şu anda 3 milyar lirayı geçmiş olacaktı. O yüzden bu galibiyetin temelinde o yönetimin direnci, inancı ve mücadele azmi vardır.
Yeni yönetim, dört avukatla transfer dosyaları üzerinde çalışıyor. Ocak ayında yasağı kaldırmak ve kulübü yeniden nefes alır hale getirmek istiyorlar. Hedefleri de belli: play-off. Eğer Mahmut, Osman, Yusuf Emre, Mervan ve İsmail gibi isimler Şanlıurfa maçındaki performanslarını sürdürürse, bu hedef hiç de uzak değil.
Recep Karatepe’ye ise ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Takımın başına geçtiği günden beri Ankaragücü’ne bir kimlik kazandırdı. Artık ayağa pas yapan, topa sahip olan, sahada ne yaptığını bilen bir takım var. Şanlıurfa karşısında daha 40. saniyede yenik duruma düşüp, ardından oyunun mutlak hâkimi olmak, sadece prim motivasyonuyla açıklanamaz. Eğer her şey primle olsaydı, Mesut Bakkal döneminde Manisa maçı galibiyetine verilecek prim işe yarar takım ligde kalırdı. Futbol bu kadar basit değil.
Bir de özel bir isme değinmeden geçmek olmaz: İsmet Beltan. Hayatını çocuklara, eğitime ve Ankaragücü’ne adamış bir isim. Okul ziyaretleri, aile tribünleri, Gazi Loca projeleri… Hepsi onun yüreğinden çıkan işlerdi. Dün yöneticilikte son kez görev aldı ama umarım bu bir “veda” değil, kısa bir “ara” olur. Yeni yönetim mutlaka onu yeniden kazanmalıdır.
Az sayıda olsalar da dün tribündeki taraftarın desteği müthişti. Takım geriye düştüğünde bile inançlarını kaybetmediler, son düdüğe kadar yanlarında oldular. İllaki ilerleyen haftalarda bu inanç arttıkça, tribünler doldukça futbolcuların da gücü artacak, işleri çok daha kolaylaşacak. Çünkü Ankaragücü’nün en büyük gücü her zaman taraftarı olmuştur.
Sonuç olarak; Şanlıurfaspor galibiyeti bir dönemin kapanışı değil, bir emeğin devamıdır.
Eski yönetimin çabası, Recep Karatepe’nin futbol aklı, yeni yönetimin kararlılığı, futbolcuların mücadelesi ve tribündeki yürekler birleşince ortaya bu sonuç çıktı.
Bu galibiyet, birlikte inananların galibiyetidir.
