Son üç maçında galibiyet yüzü göremeyen ve sezona kötü bir başlangıç yapan Ankaragücü, sonunda çok kritik bir 3 puanı hanesine yazdırdı.
Bay geçilen haftadan önce, takımı kuran ve hazırlayan Mustafa Kaplan ile yollar ayrılmış, göreve Recep Karatepe getirilmişti.
Bu değişiklik bana göre tartışmaya açık bir hamle olsa da, yönetimin takdirinde olan bir karardı. Ve bu hafta alınan galibiyet, şimdilik bu hamlenin karşılığını almış gibi görünüyor.
Bir gerçeği, muhataplarına da defalarca söylediğim gibi, yine hatırlatmak gerekir: Ne yaparsanız yapın, saha sonuçları olumsuz olduğunda bütün çabalar anlamını yitiriyor.
Taraftarın birlikteliği ve camianın desteği de buna dahil.
Saha sonuçları kötüye gittikçe tribünlerin katılımı düşüyor, şehir desteği azalıyor. Peş peşe alınacak puanlarla bu desteğin yeniden canlanacağını her fırsatta vurguladık.
Bu 3 puan, o dirilişin ilk adımı oldu.
Takımın oyuncu grubuna verilen emeklerin anlamlı olabilmesi için, sahada iyi sonuçların gelmesi gerektiği anlatılmış ve futbolculardan üzerlerine düşeni yapmaları istenmişti.
Maç özelinde ise, tecrübeli isimler ağırlığını koyduğunda Ankaragücü’nün farklı bir tablo ortaya koyabileceğini gördük.
Özellikle benim de çokça eleştirdiğim Osman Çelik’in maç eksiği oldukça belirgin. Ondan beklenti büyük.
Kaleci konusunda ise tartışmaya gerek yok: tecrübe bu mevkide her şey. Ertaç’ın sakatlığı genç kalecilere mecburiyet doğuruyor ve bu da bazı handikaplar yaratıyor. Umarım Ertaç kısa sürede sahalara döner.
Hücum hattındaki sıkıntılar da göze çarpıyor. Atakan halen yetersiz ve hamle şansı sınırlı. Oyuncu değişiklikleri sonrası takımın geriye düşmesi dikkat çekici. Bu nedenle uzun süredir gündemde olan Hasan Nazarov transferi çok önemli.
Umarım kısa zamanda çözüme kavuşur.
Tribünler, uzun süre sonra bir galibiyetin ardından gerçek anlamda birliktelik görüntüsü verdi. Bu birlikteliğin artarak devam etmesi şart. Özellikle İstanbul deplasmanındaki maç sonu görüntüler hepimizi mutlu etti. Hafta sonu söylediğim gibi, bu mücadele omuz omuza sürdürülmeli.
Yönetimin Sessiz Mücadelesi
Geçtiğimiz hafta içinde Başkan Vekili Hikmet Doğanlı ile uzun bir telefon görüşmesi yaptım.
Transfer yasağı, mali durum, denetleme süreçleri, futbolcular, personel… Aklıma gelen tüm soruları sordum, hepsine de samimi cevaplar aldım.
Bu görüşmeden aklımda kalan en önemli şey, bütün olumsuzluklara rağmen yönetimin büyük bir umutla görevine devam etmesi oldu.
Seçim öncesi bu ekibi çok desteklemiştim. Yıllar sonra güvenebileceğimiz insanların yönetimde olması bizi mutlu etmişti. Elbette zaman zaman fikir ayrılıkları yaşadık, bundan sonra da yaşayacağız.
Ancak talepleri anlaşılır ve hak verilebilir.
Sürekli dolaşan “şu kadar para ile yönetime geliriz, kulübü devralırız” gibi söylentilerin hiçbirinin resmi bir karşılığı yok. Yönetim de böyle bir talep gelirse, tüm güçleriyle destek vereceklerini açıkça belirtiyor.
Öte yandan birçok sponsorluk görüşmesinin, bilinmeyen(!) eller tarafından engellendiği anlaşılıyor. Kurumlar destek sözü verip ertesi gün olumsuz dönüş yapıyor. Bu da kulübün beklenen gelirlerden mahrum kalmasına ve aksaklıklara yol açıyor.
Transfer yasağı konusunda çalışmalar sürüyor.
Özellikle bazı oyuncuların alacaklarının taksitlendirilmesi için görüşmeler devam ediyor ve kısa sürede sonuç alınmaya çalışılıyor.
Deplasman yolculuklarının, konaklama masraflarının bile ciddi maliyet oluşturduğu düşünülürse, yönetimin ince hesaplarla bu süreci sorunsuz götürmeye çalışması önem taşıyor.
Şehrin Sırtını Dönme Lüksü Yok
Yönetimin en çok üzüldüğü nokta, bekledikleri taraftar ve şehir desteğinin bir türlü oluşmaması.
Birkaç isim, bilinen nedenlerle yönetimin mücadelesini baltalamaya çalışıyor; sponsorlukları ve gelirleri engelliyor. Bu durum ancak taraftarın ve şehrin bir araya gelip güçlü bir tepki koymasıyla aşılabilir.
Başkan Vekili Doğanlı’nın sözleri manidardı: “Geçmiş dönemde gelen desteğin yarısına bile razıyız.”
Taraftarlar kulübe sahip çıkmalı; bu destek bazen bir kombine, bazen bir tweet, bazen bir köşe yazısı olabilir. Özellikle takımın sahiplerinden biri olan MKE’nin de bu çağrıya kulak vermesi gerekiyor.
Bu lig düzeyinde kaynak yaratmak hiç kolay değil.
Siyasi iklim, belediyelerin mali sıkıntıları, geçmiş yönetimlerin şehirdeki gücü, bugünkü yönetimin elini kolunu bağlıyor.
Buna rağmen iyi bir yol çizildiği ve buradan kalktıklarında alnı açık bir tablo bırakacakları açıkça ifade ediliyor.
Kendi dönemlerinden ne personele ne de futbolculara borç olmadığını da özellikle vurguluyorlar.
Birlik Çağrısı
Bu hafta alınan galibiyet, yalnızca 3 puan değil, bir dönüm noktası olmalı.
Taraftarın, yönetimin yanında güçlü şekilde durması; şehrin dinamiklerinin engellenen desteklerin kulübe ulaşmasını sağlaması şart.
Delegelik, kombine, sosyal medyada atılacak bir mesaj…
Hepsi bu büyük çabanın parçası olabilir.
MKE başta olmak üzere tüm kurumların, kulübe kaynak yaratma çalışmalarına destek vermesi gerekiyor. Farklı düşüncelere açık, kimseyi ötekileştirmeyen ve sabırlı bir yürüyüş şart.
Yıllardır kargaşa ve başarısızlıklarla güveni sarsılmış bu camia, en küçük bir karamsarlıkta kenara çekilirse, Ankaragücü’nü yok etmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürer. Artık her zamankinden daha hassas, daha bilinçli ve daha doğru bilgiyle hareket etme zamanı.
Bu yürüyüşte herkese ihtiyaç var. Bugün, sarı-lacivert armanın geleceği için bir arada durma günü
