Loading...
2026-19
MS
logoKasımpaşa
1
logoAlanyaspor
-
2026-19
MS
logoSamsunspor
2
logoBeşiktaş
1
2026-19
MS
logoTrabzonspor
1
logoBaşakşehir
1
2026-19
MS
logoBandırmaspor
2
logoAmed SK
-
2026-19
MS
logoBodrum FK
1
logoErzurumspor FK
1
2026-19
MS
logoBoluspor
6
logoAdana Demirspor
-
2026-19
MS
logoÇorum FK
3
logoSivasspor
1
2026-19
MS
logoEsenler Erokspor
1
logoKeçiörengücü
-
2026-19
MS
logoIğdır FK
1
logoPendikspor
1
2026-19
MS
logoİstanbulspor
3
logoSarıyer
1
2026-19
MS
logoManisa FK
1
logoSerik Spor
-
2026-19
MS
logoÜmraniyespor
1
logoVanspor FK
2
2026-19
MS
logoIsparta 32 Spor
3
logoYeni Mersin İY
-
2026-19
MS
logoMenemen FK
3
logoYeni Malatyaspor
-
2026-19
MS
logo68 Aksaray Bld
1
logoAliağa FK
1
2026-19
MS
logoBursaspor
5
logoSomaspor
1
2026-19
MS
logoFethiyespor
1
logoMuş Spor
1
2026-19
MS
logoG.Gebze Spor
1
logoMardin 1969 Spor
2
2026-19
MS
logoK.Maraş İstiklal
2
logoAnkara Demir
-
2026-19
MS
logoKırklarelispor
1
logo1461 Trabzon FK
2
2026-19
MS
logo24 Erzincanspor
3
logoAdana 01 FK
-
2026-19
MS
logoBeykoz A.Ş.
2
logoKaracabey Bld
2
2026-19
MS
logoBucaspor 1928
3
logoBatman Petrolspor
3
2026-19
MS
logoErbaaspor
1
logoAnkaragücü
1
2026-19
MS
logoİnegölspor
1
logoBeyoğlu Y.Çarşı
1
2026-19
MS
logoİskenderunspor
-
logoElazığspor
1
2026-19
MS
logoKepezspor A.Ş
2
logoAltınordu
4
2026-19
MS
logoMuğlaspor
-
logoŞanlıurfaspor
-
2026-19
MS
logoSincan Bld Ankaraspor
5
logoKaraman FK
4
2026-19
MS
logoAston Villa
4
logoSunderland
3
2026-19
MS
logoEverton
1
logoLiverpool
2
2026-19
MS
logoNot. Forest
4
logoBurnley
1
2026-19
MS
logoMan. City
2
logoArsenal
1
2026-19
MS
logoIpswich Town
2
logoMiddlesbrough
2
2026-19
MS
logoFreiburg
2
logoHeidenheim
1
2026-19
MS
logoBayern Münih
4
logoStuttgart
2
2026-19
MS
logoM'gladbach
1
logoMainz
1
2026-19
MS
logoCremonese
-
logoTorino
-
2026-19
MS
logoHellas Verona
-
logoMilan
1
2026-19
MS
logoPisa
1
logoGenoa
2
2026-19
İY
logoJuventus
1
logoBologna
-
2026-19
MS
logoMonaco
2
logoAJ Auxerre
2
2026-19
MS
logoMetz
1
logoParis FC
3
2026-19
MS
logoNantes
1
logoBrest
1
2026-19
MS
logoStrasbourg
-
logoRennes
3
2026-19
İY
logoPSG
-
logoLyon
2
İbrahim Çelik
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ankaragücü Sadece Ankara’ya Ait Değildir

Ankaragücü Sadece Ankara’ya Ait Değildir

featured
1
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir önceki “Özeleştiriye düşmandan başlanılmaz” yazıma, ilginç tepkiler geldi. Bazılarından bahsedeceğim ama beni en çok duygulandıran ve bu başlığı atma nedenimiz olan, (Allah Rahmetini artırsın) Naim Süleymanoğlu vasıtasıyla tanıştığımız, 15-20 sene önce, Macaristan Büyükelçiliğinde görev yapan bir (ticari) ateşenin yazdıkları/ söyledikleriydi…

Tarihi tam hatırlamıyorum, Rahmetli Naim, bu arkadaşın yaşadığı bir soruna yardımcı olmam için bana yönlendirmişti. Kendisi bana geldi, uzun yıllar ülkemizde olduğundan Türkçesi gayet iyiydi, sorununu anlattı. Gerekli belgeleri ilgili görevli arkadaşa verip sorunu çözüldükten sonra, odama geldik.

Odamdaki Ankaragücü Bayrak ve flamaları görünce, “Naim bana hep, Ankara’da yaşıyorsan sen Ankaragüçlü olmalısın diyor” demişti.

Bende, şaka yollu; “yoksa sen Ankaragüçlü değil misin, değilsen evrakları geri alalım” diye şaka yollu takılmıştım.

O da, “deli misin; evimiz hep Ankaragücü atkısı dolu” demiş ve aralıklarla da olsa, uzun yıllar (uzaktan) selamlaştığım bir dostum olmuştu.

Kendisiyle en son 2017 yılında, Ataşehir’deki bir hastanede vefat eden Rahmetli Naim’in sağlık durumunu sormak için aradığında görüşmüştük.

Konumuza dönelim;

Kendisi; şu an Türkiye’de yaşamasa da, Ankaragücü’nü mümkün olduğunca takip ettiğini, hatta bazı X ve facebook guruplarını takip ettiğini, anladığı kadarıyla da; uzun zamandır işlerin pekiyi gitmediğini gördüğünü! Fakat Türkçesi eskisi gibi olmadığı için, olayları anlamlandıramadığını, en son benim yazıma denk geldiğini, yazdıklarımdan, Ankaralıların, Ankaragücü’yle yeteri kadar ilgilenmedikleri sonucunu çıkardığını ve çok üzüldüğünü söyledi!

Ben de, (Türkçe/ İngilizce) dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım.

O da bana, kendi din kitaplarından olan Eski Ahitten bir hikâye yolladı;

“Bir gün iki kadın gelip kralın önünde durdu.

Kadınlardan biri krala şöyle dedi: “Efendim, bu kadınla ben aynı evde kalıyoruz. Birlikte kaldığımız sırada ben bir çocuk doğurdum.

İki gün sonra da o doğurdu. Evde yalnızdık, ikimizden başka kimse yoktu.

Bu kadın geceleyin çocuğunun üzerine yattığı için çocuk ölmüş.

Gece yarısı, ben kulun uyurken, kalkıp çocuğumu almış, koynuna yatırmış, kendi ölü çocuğunu da benim koynuma koymuş.

Sabahleyin oğlumu emzirmek için kalktığımda, onu ölmüş buldum. Ama sabah aydınlığında dikkatle bakınca, onun benim doğurduğum çocuk olmadığını anladım.”

Öbür kadın, “Hayır! Yaşayan çocuk benim, ölü olan senin!” diye çıkıştı.

Birinci kadın, “Hayır! Ölen çocuk senin, yaşayan çocuk benim!” diye diretti. Kralın önünde böyle tartışıp durdular.

Kral, “Biri, ‘Yaşayan çocuk benim, ölü olan senin’ diyor, öbürü, ‘Hayır! Ölen çocuk senin, yaşayan benim’ diyor.

O halde bana bir kılıç getirin!” dedi.

Kılıç getirilince, kral, “Yaşayan çocuğu ikiye bölüp yarısını birine, yarısını öbürüne verin!” diye buyurdu.

Yüreği oğlunun acısıyla sızlayan, çocuğun gerçek annesi krala, “Aman efendim, sakın çocuğu öldürmeyin! Ona verin!” dedi.

Öbür kadınsa, “Çocuk ne benim, ne de senin olsun, onu ikiye bölsünler!” dedi.

O zaman kral kararını verdi: “Sakın çocuğu öldürmeyin! Birinci kadına verin, çünkü gerçek annesi odur.” (I. Krallar, 3/16-28)

Altına da, şöyle yazmış;

“Bildiğim kadarıyla, benzer bir olay sizin din kitaplarınızda da geçiyor! Anladığım kadarıyla da, sizin Arkadaşlar, Ankaragücü’nü çok seviyorlar! O halde, neden “kılıçla ikiye ayrılmasına izin veriyorlar” yazmış!

Ben de, Doğrudur, sizin hikâyede “kral olarak geçen kişi, bizim kıssamızda, Hz. Süleyman (a.s.) olarak geçer ve toplumun çoğu kesimi tarafından bilinir” yazdım.

Devamında; “bizim arkadaşlar olayın şokundalar, onu atlatınca, en doğru kararı verip, gereğini yapacaklardır” diye (içimden umut ederek temennimi) yazdım…

Neden “temenni” dedim, onun izahını yapayım;

Çünkü yönetiminden, tribünlerine kadar yapılan açıklamalarda, “somut bir öz eleştiri” görmedim.

Bir tek, (mevcut Başkandı sanırım) dedi ki, “futboldan anladığımız söylenemez, ama futboldan anlayanları da çevremize almadık” şeklinde bir öz eleştiri duydum!

Baştan söyleyeyim; bu öz eleştiri, kendi özünde, kıymetli bir öz eleştiri ki çok önemsiyorum! Bu özeleştiriyi alıp, “çözüm yolu” başlıklarından biri yaparak, devam edilmesi, gerekirken; ilgili çevrelerden kendi sorumlu oldukları hususlardan yana henüz somut bir şey duymadık.

Bu durumda, biraz hatırlatma yapalım ve bu hatırlattıklarımızın konumuzla ne ilgisi var izahını yapalım;

Arama motoruna “Ankaragücü olay” diye yazdım, her sayfasında 13 adet başlık olmak kaydıyla, 10 sayfa sonuç geldi!

Şimdi bunlardan örnekler verelim;

25.09.2006 Sabah: “A.Gücü taraftarları maçtan önce olay çıkardı. Beşiktaş Çarşı’nın etrafındaki dükkânlara ve araçlara saldıran grubu polis dağıttı.”

01.12.2007 Hürriyet: “Turkcell Süper Lig’de yapılan Konyaspor-Ankaragücü maçının devre arasında çıkan olaylarda bir görevli başından yaralandı.”

08.01.2012 Yeni Şafak: “Spor Toto Süper Lig’de, Ankaragücü ile Beşiktaş karşılaşmasının ardından ev sahibi takım taraftarları sahaya girerek, rakip takım tribünlerine ulaşmaya çalıştı.”

23.12.2012 NTV Haber: “Ankaragücü-Torku Konyaspor maçı konuk ekibin 3-0’lık üstünlüğü devam ederken 42. dakikada tribünde çıkan olaylar ve taraftarların sahaya inmesi nedeniyle hakem Mürvet Sezer tarafından tatil edildi.”

15.12.2015 Tarsus Akdeniz: TARSUS İdmanyurdu ile Ankaragücü arasında Kırklarsırtı stadında oynanan ve 1-1 sona eren maçın ardından, her iki takım taraftarları arasında stat dışında olaylar çıktı.

24.04.2016 Beyaz Gazete: “Türkiye Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup’ta Amedspor deplasmanda Ankaragücü’nü 2-1 mağlup etti. Maçın ardından protokolde bulunan Amedsporlu 5 yönetici darp edildi.”

02.12.2017 Habertürk: “Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup’ta şampiyonluk mücadelesi veren Gümüşhanespor’un kendi evinde oynadığı MKE Ankaragücü maçında çıkan olaylarda 19 kişi yaralandı. Olaylı maçı izleyenler arasında Maliye Bakanı Naci Ağbal da vardı.”

04.04.2017 Hürriyet: “Pazar günü oynanan Bugsaşspor ile Ankaragücü arasında oynanan ve 1-1 berabere biten maçın ardından Ankaragücü 63 puanla liderliğini sürdürdü. OSTİM Stadyumu’nda oynanan mücadele sonrası polis biber gazı ve plastik mermiyle Ankaragücü taraftarlarına müdahale etti.”

13.04.2018 Milliyet: “Spor Toto 1. Lig’in 29. haftasında Denizli Atatürk Stadyumu’nda oynanan Denizlispor-MKE Ankaragücü maçının 44. dakikasında MKE Ankaragücü oyuncusu Alihan Kubalas’ın kırmızı kart görmesi sonrası protokol tribününde kavga çıktı.”

04.09.2022 Sporx: “BJK maçı sonunda tribünden atlayan bir taraftar, Salih Uçan’a uçan tekme attı, o sırada Cenk Tosun’a da çarptı. Başta Josef ve oyuncuların müdahalesiyle tutulan taraftarı güvenlikler çıkardı. Gözaltına alınan ve serbest kalan holigandan Salih ve Cenk şikâyetçi olmadı.”

14.01.2023 Aykırı: “Adana Demirspor-MKE Ankaragücü maçının devre arası ve maç sonunda olaylar çıktı.”

11.12.2023 BBC Türkçe: MKE Ankaragücü – Çaykur Rizespor maçında, MKE Ankaragücü başkanı Faruk Koca sahaya inerek maçın hakemi Halil Umut Meler’e fiziksel saldırıda bulundu. Olay sonrası Türkiye’deki tüm ligler TFF tarafından süresiz olarak ertelendi.

Görüldüğü üzere, yaşanan olaylar, yabancı ajanslar dâhil, irili ufaklı birçok medya kuruluşu tarafından yazılmış, çizilmiş. Tabi bunlar benim arama motoruna yazdığım “olay” kelimesinden çıkanlar. Muhtemelen fazlası vardır, eksiği yoktur!

Şimdi aziz dostlar; bu yazılan olayların olduğu maçların bir kısmında ben de vardım. Mesela Kazan olayında oradaydım. Bu yaşanan olayların hemen hepsinde, kendince bir haklılık payı, hatta masumiyeti vardır.

Kazan olayında, BJK lı “bebeler” bizim deplasman otobüsüne saldırmış ve gerekli karşılığı görmüşlerdi. Bir de Emniyet görevlileri, deplasman otobüsünü yanlış güzergahtan getirmek suretiyle, araçları BJK lıların toplanma yerinden geçirerek, olaya bir nevi sebep olmuştur!

Ama mesele “haklı olmak” değil ki! Mesele; Ankaragücü imajı dışarıdan nasıl görünüyor! Tam da konumuz ve öz eleştiri yapmamız gereken mevzuda budur!
Bizim kendimize bakışımız ile dışardan bakışı, bir TEŞBİH ile açıklamaya çalışayım; Ağır Cezalık (cinayet, saldırı v.s.) bir suçtan yargılanan bir zanlı, adliyede mahkemeye girerken, zanlının annesinin zanlıya gözyaşlarıyla sarılması, ona dualar etmesinin, toplum önünde karşılığı neyse, bizim “haklı olduğumuzu” düşündüğümüz olayları savunmamızın da (toplum önünde) karşılığı odur!!!

Yani, toplum vicdanındaki karşılığımız; her maçında olaylar yaşanan, kendi içinde bile kavgalar olan bir camiayız!

O nedenle, “haklı olmamız,” kendi evimizde, deplasmanda ağır tahrik görmemiz, TFF nin ucube hakem atamaları, haksız cezaları, emniyetin hoş görüsüz muamelesine tabi olmamızın hiçbir ehemmiyeti yoktur! Varsa yoksa İstanbulun soytarı basınının, hatta TRT nin yanlı tutumundan kaynaklı oluşan imajın etkisiyle, oluşan bu “kavgacı, uzlaşmaz” görüntüdür!

Bu güne kadar 5 tane yazı yazdım; hemen hepsi, “belli çevrelerce oluşturulan bu ahlaksız futbol düzeni” üzerine. Bunların hemen hepsini sizlerin çok iyi bildiği konular. Ama benim bunları yazma nedenim çok farklı! Camiadan beklentim, bu oluşturulan “güçlü yapıya” karşı, daha “akılcı” daha “rasyonel” yollar bulmaktan ibarettir!

Şimdi bu yazıyı okuyan herkese soruyorum; (verdiğiniz cevap aslında birçok sorunun da cevabı olacak)

Siz TFF Başkanısınız ve Süper denen ligde, (3+1) asla dokunamayacağınız 4 tane takım var. Bunların seyircisi ve camiasıyla (medya gücü, mali gücü, siyasi gücü) nedeniyle baş edemiyorsun!

Şimdi hal böyleyken; bu kadar sorunlu taraftarlar varken; sen Başkan yâda, karar verici biri olsan; Bursayı, Karşıyakayı, Ankaragücünü, Eskişehiri, Adana Demiri, Adanayı bu ligde ister misin?

Yoksa “Ohh tuzsuz aşım, dertsiz başım” deyip, Eyüp, Pendik, İstanbulspor, Karagümrük, Bandırma, Sivası mı tercih edersin?

Daha bu 4 takımın yanında, Rize gibi, Konya gibi, Kasımpaşa gibi, Gaziantep gibi siyaseten güçlü takımlar var. Yetmedi, Başakşehir gibi, Eyüp gibi, “pilot” takımlar var ki, özellikle Rize ve Başakşehire dokunmayı bırak! Yan gözle bile bakamazsın!

Evet, cevap verin! Bizdeki bu (yukarıda aynasını tuttuğum) spor kamuoyu imajıyla;

Başkanı hakem yumruklayan! Taraftarı her fırsatta sahaya inen! Futbolcusu ayrı bir sorun olan bir takımı ister miydiniz?

Bakın, Kocaelispor, mevcut şekliyle bu ligde KALAMAZ! Tribünlerinin her tarafından ayrı ses çıkıyor. Anladığım kadarıyla, camia olarak yaşadıkları sıkıntılardan ders alınmamış gibi duruyor!

Biraz daha açayım; Samsunspor, Göztepe (eski imajını hatırlatır) birkaç olayında ipini hemen çekerler. Çünkü o “karar vericilerin” derdi, ne adalet, ne gelir, ne de kalite; sadece “sorun” istemiyorlar! Önceki yazılarımda bahsetmiştim yeniden hatırlatayım; Süper Lig Şampiyonluk ödülü: 71.1m TL (1,6m Euro) Premier Lig şampiyonluk ödülü 176 milyon sterlin ( 208m Euro) şeklinde! Durum böyleyken; senin yaşadığın “adaletsizliklerin” onlar için bir kıymeti harbiyesi yoktur.

Daha önce yazdım, bir daha yazayım; Ankaragücü Süper Ligden düşmedi, DÜŞÜRÜLDÜ!

Sosyal medyada dolaşan bir dedikodu var ve ben de o yazılan şeylere istinaden soruyorum; Trabzon maçının devre arasında, Abdullah Avcı’yı (yukarıda ismi geçen kulüp başkanlarından) bir futbol baronu tarafından arandı mı? (Ankaragücü’nden için) Bu takım düşecek dedi mi?

Bu olay, bu şekilde gerçekleşmemiş olabilir! Ama bu konuda bir şeyler olduğu kesin! Peki, bizim camia da, bu operasyonu (af edersiniz demeyeceğim) mal mal seyretmedi mi? (beceriksiz) Kulüp Yönetimi, “bize söz verildi” deyip, arkasından atanan hakemlerle maçlarda doğranmadık mı?

Daha ne kadar “Bizi kimse sevmiyor ama umurumuzda değil” diyeceğiz? “Bizim umurumuzda olmaması, onların umurunda mı?” Bence, hiç umurlarında değil! Hatta bu tavrımızdan gayet memnunlar! Çünkü “ekmeklerine yağ sürüyoruz!”

Buralarda istenmiyoruz arkadaş! Bunu böyle bilip, buna göre tavır geliştirmen lazım! Her şeyi usulüne göre yapmak zorundasın. Dünyada ilk sistematik yazılı kanun kitabı olan Mecelle’de ne yazar? “Usul esastan önce gelir” demez mi?

Ülkede 1 haftadır bir basketbol şaklabanlığı yaşanıyor! TBL Süper lige yükseliş eleme maçlarında, alenen “sipariş” takımın çıkması için uğraş verildi. Esenler Eroksporu çıkarmak için “talimat aldıkları” her halinden belli olan Basketbol Federasyon (tetikçi dersem olmaz şimdi) görevlileri, İstanbul’daki maçlarda, üstelik canlı yayında alenen Ankaragücü’nü doğradılar!

Yetmedi; 2024 yılında aldığı tribün kapatma cezasını (çekildiği de söyleniyor) o kadar oynanan lig maçında uygulamayıp, 2025 yılı eleme turunda uyguluyor! Bu nasıl bir ahlaksızlıktır? Ki adamlar alenen “biz bu takımı (erokspor) çıkaracağız” diye tavır koyuyor.

Peki, sen camia olarak bir şey diyebiliyor musun? Diyemiyorsun! Çünkü spor kamuoyundaki imajın bir şey söylemene engel teşkil ediyor! Söylesen bile bir karşılığı yok. Kendimiz çalıp, kendimiz söylüyoruz!

Ama biz yine de, söyleyelim ve tarihe not düşelim; Artık Türk Basketboluna şaibe bulaşmıştır, Erokspor şaibeli maçlar sonunda üst lige çıkmıştır! Ya oynanan “eleme maçları” iptal edilip yeniden oynanmalı! Ya da, çıkmayı daha çok hak eden Ankaragücü Basketbol takımı da TBL Süper Lige alınmalıdır!

Bu arada, ligler başlamadan önce yapılan transferler sırasında, yüzbinlerce kişinin katili, Suriye kasabı Esada övgü videoları çeken (ismi lazım değil) bir şahsı transfer etme girişiminde bulunan sivri zekalı (basketbol) transfer komitesini de tebrik etmek lazım! Gerçekten merak ediyorum! Hangi saikle buna kalkıştılar? Hani, bahse konu kişinin başarılı bir basketbol kariyeri olsa bir şey demeyeceğim de, amaç neydi bir türlü çözemedim! (bu amacı bilen biri beni aydınlatırsa memnun olacağım)

E, tabi bu “olağanüstü” transfer girişimi, Basketbol kulislerinde masaya illa ki gelmiştir! Basketbolun “küçük dev” prensi, değerli federasyon başkanımız, Hidomuz, bunu (siyasi) bir gerekçe olarak sunmadıysa ben de bir şey bilmiyorum!

Görüldüğü gibi bizim umursamadığımız birçok şey, “karar alıcıların” oldukça umurunda!

Daha açık açık nasıl ifade edilebilir bilmiyorum! Alenen yaşanan bu yazdıklarımı anlamak için “arif olmaya” gerek yoktur! Kişisel egolarımızdan sıyrılıp; artık kendimize gelip, “akletmemiz” gerekiyor! Kendi ekseni etrafımızda yaşamaktan vaz geçmemiz gerekiyor. Dış Dünyada yaşanan gerçeklikleri (kabullenin demiyorum) göz ardı etmeden, doğru stratejiler geliştirmemiz gerekiyor.

Hatta yeri geldiğinde “Ankaragücü sevgimizden” vaz geçmemiz gerekiyor! Aynı, yazımızın girişinde naklettiğimiz hikâyede olduğu gibi; “Aman efendim, sakın çocuğu öldürmeyin! Ona verin!” diyebilmemiz gerekiyor!

Yazımı Değerli İhsan Fazlıoğlu hocamın bir kitabından bir alıntı ile tamamlamak istiyorum;
Altın suyuna batırılmış bakır, gerçeklik karşısında dökülür. Simya göz boyar, kandırır ama hakikati vermez; ikna etmez.
Gün gelir Kimya’nın acımasız süreçleri devreye girince her şey açığa çıkar. Kim gerçekten altın, kim gümüş, kim bakır, kim kurşun belli olur.
Her işte yalnızca kendi nefislerini ‘iksîr’ gibi kullananlar, Sûfilerin deyişiyle, “her işte kendi nefislerine arka çıkanlar;”
Gün gelecek cismânî gerçekliğin ayazını tadacaklar. ‘O’ yani Adâlet, imhâl eder, ama ihmâl etmez.

Bir de dipnot: Yazımın girişinde Dünyanın gelmiş geçmiş (bana göre değil tüm otoritelerin ortak görüşü) en büyük sporcusu, Naim Süleymanoğlu’nun son günlerinden bahsettim.
Rahmetli, son günlerini Ataşehir’deki bir hastanede geçirdi. Beni bağışlasın, ismini hatırlayamadığım Ankara’dan genç bir kardeşimiz bana forma ve atkı benzeri ürünler gönderip kendisine iletmemi istedi. Ben de, o sıra yoğun bakımda olduğundan ziyaretçi kabul edilmediğinden, Naim’in kardeşi vasıtasıyla kendisine ilettim! Kardeşi; Naim’in çok mutlu olduğunu ve herkese selamlarını ilettiğini ve helallik dilediğini iletmişti…

Allah Teala tüm geçmişlerimizin rahmetini artırsın…

Vesselam…

 

Ankaragücü Sadece Ankara’ya Ait Değildir
+ - 1

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 22 Mayıs 2025, 15:04

    Kalemine yüreğine sağlık temennimiz o ki başta taraftar gereken dersleri çıkarsin gerçek bir vizyon sahibi Ankaragücü Avrupa’da başarıdan başarıya koşsun.

Giriş Yap

Zanka Spor ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!